5/10
·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 00:00
Seviye Talip. Lisede sınava hazırlanırken öylesine ezberlediğim bir isimle cereyan ediyordu zihnimde sadece. İsmini nereden aldığını merak edip araştırmamıştım. Şimdi üniversite yıllarımda yine mücbir bir sebepten ötürü aktüaliteliğini muhafaza etmekte: Seviye Talip. Halide Edip'ten okuduğum ilk eser. Seviye, o yılların -iistibdad!!?- kadın haklarını önemsemeyen toplum yapısında farklı fikirleriyle sivrilmiş, çevresine meydan okuyan bir kadındır. İlk bakışta, romanın isminin bu kadının ismine mebni olduğu göründüğünden, tüm kitabın Seviye'nin ağzından veya Seviye'yi anlattığı çıkarılabilir. Nitekim, ben böyle düşünmüştüm. Oysa olaylar, "bir gül gibi beyaz ve güzel" olan Seviye'nin aşığı Fahir Bey'in odağından aktarılır. Anlatı, Fahri Bey'in ifade-i nazarında "defter-i hatırat" formatındadır. Bir günlük misali kendi hayatının yaklaşık bir yıllık kesitini okuruz Fahri Bey'in ki bu tarihler günlük türünün muhtevasında barındırabileceği gibi kopuk kopuktur. Fahri Fahri Bey evli bir adam olup güzel ve genç eşi Macide ve oğlu Hikmet ile birlikte yaşamaktadır; evlendikten kısa bir süre sonra Avrupa'ya seyahat etmiş ve birçok alanda tahsilini ilerletmekten geri durmamıştır. Geri döndüğünde ise Macide'yi kendine yetemez bulur -fakat kendi tabiriyle Macide'den sırf bu cihetle vazgeçmez-, onu bazı davetlerde yanında götürür ve alafrangalığa alıştırır. Fahri Bey ile zevcesi Macide Hanım, bir gün gittikleri bir davette Fahri'nin eski bir çocukluk arkadaşına tesadüf ederler: Seviye Talip. Fahri için zamanın ötesinden bir beyaz hayal olarak fırlayıp mücessem hale gelen bu kadın; ona eşini ve çocuğunu unutturup uğruna cinnet geçirip yataklara düşeceği, hatta onu görmemenin en doğru seçenek olduğu düşüncesinden hareketle kendini Mısır seyahatinin getireceği müteceddit tebeddüllerin neticesinde unutmaya bel bağladığı bir takıntı -aşk??- nesnesi haline gelir. Unutamaz. Önceleri nefret ettiği ve büyüklenerek baktığı mücrimlerden biri olur ve sayfalar boyunca kendine lanet eder. Güya devamlı aklında olan Macide'yi ne kadar üzdüğünü, onu genç yaşında acı ve kederin yaşayan bir sembolüne tahavvvül ettirdiğini zikreden Fahri, maalesef ki yaptığı yanlıştan dönmez ve her geçen gün zavallı kıza hayatı daha çok zindan eder; bilhassa Kahire'de iken Macide'den özür dilemek için kaleme aldığı mektubunda onulmaz dertlere tabibi olmaz yaralar açar ki bunu kasıtlı olarak yaptığı kanaatindeyim. Fahri hayat çizgisini, İkinci Meşrutiyet ve 31 Mart Vakası gibi dönemin öne çıkan siyasi olayları ile özdeşleştirir. O döneme damgasını vuran bu olaylar gibi kendi hayatına da damga vuran birtakım olaylar, tanışıklıklar, seyahatler, gidişler ve gelişler mevcuttur. Değişmeye yüz tutan ve değişmek suretinde bir daha geri gelmeyecek zamanlar..... İşin aslı, Fahri'ye karşı içimde bir nefret büyüttüm. Bu nefretimi bir kenara bırakırsak Halide Edip'in bu eserde Fahri'nin indinde aldatmayı meşru kılmaya çalışan bir alt mesaj vermek istediğini düşünüyorum. Duygusal hislerin varlığı ve sayfalar boyunca övgüler yağdıran kelamlar, herhangi bir fiziksel aldatma olmasa bile aldatma tanımının içine fazlasıyla girmekte olduğundan yazarın Fahri'nin bu hudutsuz aşkın fevkinde bile Macide'yi düşündüğünü göstermesinin kaçınılmaz bir "haylayf safhası" getirisi olduğu mesajını verip bunu normalleştirmekten çekinmediği fikrindeyim. Gerçi kadın bir yazarın bu emeller doğrultusunda yazacağı fikri, şüpheye mahal verir. Başlangıçtaki emelimi unutmadan birkaç tane karakteri aşağıya bırakıyorum: Fahri, (Lemâ'î) Numan, (Fahri'nin arkadaşı) Samime, (Numan'ın eşi) Hikmet, (Fahri'nin küçük yaştaki oğlu) Macide, (Fahri'nin eşi) Seviye, (Fahri'nin aşık olduğu eski bir komşu) Cemal, (Seviye'nin birlikte yaşadığı, sonrasında evlendiği piyanocu adam) Talip Bey, (Seviye'nin eski eşi) Fred, (Fahri ile Numan'ın Kahire'de rastlaştıkları arkadaşları) Evelyn (Fahri'nin aşığı)
Edebiyat
Seviye TalipHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2020362 okunma
·
65 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.