·96 syf.····Okunma: 20 Şubat 2026 02:57 Emin Aybacı’nın yayına hazırladığı bu derleme, bizi Abbasî sarayının çok sesli, yer yer gerilimli koridorlarına, Halife Me’mun’un kurduğu büyük tartışma kürsülerinin tam ortasına fırlatıyor adeta. Kitabın ilk yarısında şahit olduğumuz çetin münazaralar; Hristiyanından Yahudisine, Zerdüştünden farklı itikatlardaki kelamcılara kadar geniş bir yelpazede İslam’ın rasyonel zeminini yokluyor aslında. Fakat insan okurken sormadan edemiyor: Bu satırlara sinmiş olan mutlak "masumiyet" zırhı, İmam Rıza’nın tarihî gerçekliğiyle ne kadar örtüşüyor? Şiî geleneğin inşa ettiği kusursuz ve beşeriyetten neredeyse tecrit edilmiş imamet tasavvuru, rivayetlerin arasına sızmış birer renk gibi duruyor karşımızda. İmam’a atfedilen ve bu kurumu ontolojik bir zorunluluk gibi sunan keskin sözlerin isnat noktalarındaki şüpheli boşluk, metnin tarihî berraklığına gölge düşürüyor yer yer.
İkinci kısımdaki hikmetli sözler ve dualar ise ilk bölümün entelektüel kavgasından sonra ruhu dinlendiren bir liman gibi çıkıyor karşımıza. Yazarın kendi yorumunu katmaktan kaçınıp bizi sadece dipnotların rehberliğinde metinle baş başa bırakması, kitabın en dürüst tarafı belki de. Yine de abartılı kutsallaştırma tonu, İmam Rıza’nın bilge, vakur duruşunu mezhebî bir kurgunun içine hapsetmiyor mu diye düşünmeden geçemiyor insan.
Son tahlilde karşımızdaki eser, bir inanç manzumesi olmanın çok fazlası; Orta Çağ İslam dünyasının devasa fikir haysiyetini ve itikadî sancılarını anlamak için kıymetli bir vesika. Tabii o "hatasızlık" payesini tarihî bir süzgeçten geçirmeyi göze alabiliyorsak...