·147 syf.····Okunma: 07 Mayıs 2018 15:37 Bu incelemeyi yapmak için biraz bekledim. Aslında yapıp yapamayacağımdan da emin değildim ama en azından denemek isterim :).
Hepimizin içinde bir "MARTI JONATHAN LIVINGSTON" vardır. Sadece doğru ışık altında parlamayı bekleyen mücevherlerizdir çoğumuz. İşte bizim küçük martımız Jon' da martılar arasındaki değerli bir mücevher gibi. Onu diğer martılardan farklı kılan "İSTEMESİ". Peki neyi? O bir simit veya hayatta kalmak için bir sürüyü ya da yaşamak için uygun koşullar isteyen ve başını bir kez olsun göğe kaldırmamış martılardan değil. Onun istediği ÖZGÜRLÜK, ÖĞRENMEK , UÇMAK. Aslında MARTI JON her düşüncesinde biz insanlığı anlatıyor. Yapmak istediklerimizi , yapamadıklarımızı ortaya koyuyor. İncecik bir kitap olmasına rağmen köklü bir sarsıntı yaratıyor insanda. Kitabı anlatmam imkansız gelebilir çünkü istemek , özgürlüğü istemek , öğrenmenin sınırının olmadığını anlatmam için bu inceleme yetmez. Ama size kitabı okurken içime dokunan bir kısım paylaşacağım.
Anne:
“Neden Jon, söylesene neden? Diğerleri gibi olmak bu kadar mı zor? Alçaktan uçmak pelikanların ve albatrosların işi, bunu onlara bırakmalısın. Hem niçin avlanmıyorsun oğlum? Artık bir kemik bir tüy gibi kaldın.”
Jonathan Livingston:
“Bir kemik bir tüy kalmak umurumda bile değil anne. Ben sadece havada ne yapıp ne yapamayacağımı öğrenmek istiyorum, anlıyor musun, hepsi bu. Sadece öğrenmek istiyorum.”
Baba:
“Buraya bak Jonathan, kış gelmek üzere. Balıkçı tekneleri giderek azalacak, balıklar da artık suyun üzerinde değil, derinlerde yüzecek. Eğer bir şey öğrenmek istiyorsan, nasıl yiyecek bulacağını öğren. Bu uçma çaban gerçekten çok hoş ama uçmanın karın doyurmadığını sen de biliyorsun. Şunu hiç aklından çıkarma; senin uçma nedenin yiyecek bulabilmek!”
***
İşte gördüğümüz gibi bütün sıkıntılara rağmen vazgeçmemek bütün ozet burda işte. Peki madem neden hala içimizdeki Marti Livingston' u ortaya çıkarmıyoruz?