9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2019 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2019 11:22
Elveda Gülsarı, Cengiz Aytmatov’un 1966’da yayımlanan, Lenin Ödülü’ne layık görülen, Kırgız bozkırlarının rüzgârıyla yoğrulmuş en hüzünlü, en çıplak dostluk ağıtıdır. Bu eser bir atın dört nala koşarken yavaş yavaş tökezleyişi, bir insanın devrime inanıp sonra o inancın altında ezilişi, ve ikisinin de aynı yolda, aynı acıyla veda edişinin sessiz, boğuk çığlığıdır. Tanabay, gençliğinde devrimin ateşini yüreğinde taşıyan, kolhozlarda ter döken, ağabeyini bile “kulak” diye ihbar edecek kadar inanmış bir Kırgız erkeğidir. Gülsarı ise tayken ona verilen, taypalma yorga cinsinden, rüzgâr gibi koşan, yarışlarda destan yazan o muhteşem at. İkisi birbirinin aynasıdır: özgür, güçlü, gururlu. Ama sistem ikisini de aynı biçimde kırar. Roman sondan başlar: Yaşlı, hasta, bitkin Gülsarı’yı hayvan barınağından alıp evine götüren Tanabay, yol boyunca dinlenir. Her dinlenmede flashback’ler akar: gençlik, zaferler, yarışlar, ihanetler, kayıplar… Gülsarı parti yetkililerinin eline geçer, zincire vurulur, kaçmaya çalışır, dayak yer, eziyet görür. Tanabay ise partiden soğur, ailesini kaybeder, yalnızlaşır. İkisi de aynı kaderi paylaşır: kullanılmak, harcanmak, unutulmak. Aytmatov burada muazzam bir alegori kurar: Gülsarı sadece bir at değildir. O, devrimin başlangıçtaki masumiyetidir, halkın coşkusudur, özgürlüğün simgesidir. Ve o atın zincire vurulması, yaşlanması, ölümü… Sovyet sisteminin kendi çocuklarını nasıl yediğinin en acımasız resmidir. “İnsana korku veren bazı sözler vardır. Artık, hiçbir zaman gibi! Böyle sözlerden sonra söyleyecek bir şey kalmaz…” “Ben yaşadıkça sen hiç ölmeyeceksin Gülsarı. Çünkü her zaman hatırlayacağım seni. Senin ayak seslerin kulağımda en güzel bir ezgi gibi kalacak…” Ve en sarsıcı olan: Tanabay’ın, can çekişen atının başında, geçmişle hesaplaşırken sorduğu o iç paralayıcı soru: Neden böyle oldu? Neden inandıklarımız bizi bu hale getirdi? Bir hayvan hikâyesi değil, insanın kendi yarattığı sistem tarafından ezilişinin trajedisidir. Bir dostluk öyküsü değil, dostluğun bile rejim karşısında nasıl kırılganlaştığının kanıtıdır. Ve nihayetinde: idealin, inancın, sevginin bile zamanla nasıl elvedaya dönüştüğünün en dokunaklı ağıtıdır. Okurken bozkırın soğuğunu hissedersin. Atın tökezleyen nal seslerini kulaklarında duyarsın. Tanabay’ın gözyaşlarını kendi gözlerinde taşırsın. Ve kitap bittiğinde, boğazında bir yumru, yüreğinde bir boşluk kalır. Çünkü bazı vedalar kelimelerle söylenmez. Sadece susulur. Ve o susuş, bozkır kadar geniş, bozkır kadar sessizdir. Gülsarı koşarken rüzgâr olur, durduğunda ise hüzün. Ve o hüzün hâlâ bozkırlarda dolaşır...
Edebiyat
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202321,1bin okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.