·524 syf.····Okunma: 19 Şubat 2026 00:00 Aşk dediğimiz karmaşık, psikolojik, kültürel antropolojik şeyi soğuk anlatmaktı. Aşkı yüksek bir yere koyup sevilen şarkılar da yapıldığı gibi "Aman ne güzel bir duygu! demek istemiyordum. Bu duyguyu tıpkı bir trafik kazası gibi hayatta başımıza gelen ve çoğu zaman bize istemediğin kadar acı veren bir şey olarak anlatmak istiyordum Masumiyet Müzesi Her şeyden önce Aşk hakkında bir düşünmedir. Aşkı hepimiz kendi sınıfımız, cinsimiz, kültürümüz ülkemiz Hatta dinimize göre yaşarız. romandaki aşk, 20 yüzyılın ikinci yarısında İstanbullu yukarı sınıftaki beyefendinin aşkıdır. Orhan Pamuk bize bu mesajı vermek istedi ama biz Kemal'i belki de anlamak istemedik.
Kitabın konusunu herkes bildiği için anlatmaya Hiç gerek duymuyorum kitabın ben de bıraktığı izlerim ay Yeter artık Bitsin dediğim iç çekişleri Füsun'a "bazen içimden Kemal'i de Feridun'u da bırak,kendi yolundan yürü" dediğim anları yazmak istiyorum.
Evet Kemal zengin her istediğini elde eden şımarık bir adam Füsun'un aşkı onu olgunlaştırmış, Hatta bazen takıntılı ve sabırlı bir adam haline getirmiştir. Neden sabırlı çünkü füsun'u görmek için 8 yıl boyunca haftada 4-5 gün Füsunlara akşam yemeğine gidip Füsun'u görmek ve bazen sadece onu izlemek için geç saatlere kadar oturmuştur. Füsun her şeyin farkındadır ama Menfaat için Kemal'in onlara sık sık gelmesine bir şey dememektedir bu kısımlar bizim şimdiki zamanımızdaki aşklara ilişkilere Evet hiç uyumuyor Çünkü biz şimdiki zamanda bekleyemiyor sabredemiyoruz ve hatta Füsun gibi Feridun ve Kemal'in Gölgesine sığınıp bir yerlere gelmeye çalışmıyoruz.
Biz kadınlar şimdiki yüzyılda İyi ki kendi ayaklarımızın üzerinde duruyoruz.
Kemal füsun'un eşyalarını bunca yıl biriktirerek aslında zaman duygusu unutup füsun'a olan aşkını her zaman diri tutmak istemiştir. " her yerden aynı anda Bütün eşyalar Yani bütün hikayem görülebildiği için müzegezer zaman duygusunu unutacaktır. Hayatta en büyük teselli budur. Kalpten gelen dürtülerle yapılmış ve iyi kurulmuş şiirsel müzelerde sevdiğimiz eski eşyalarla karşılaştığımız için değil zaman kaybolduğu için teselli oluruz.
Kitabın sonunda Füsun belki istediği gibi film artisti olacaktı, (Kemal'e diretse olurdu bence) ama artık bunalımda olduğu için vazgeçmiştir. Geç kaldığını düşünmektedir.