Gönderi

9/10
·115 syf.··
Beğendi
·
2019 83. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2019 05:22
Yine geldik gönül teline mızrap vuran o güzel adama, Mustafa Kutlu’ya. Hani Mavi Kuş'ta bir otobüse binip gitmiştik ya, Uzun Hikaye'de o otobüsten inip rayların üzerine, bir vagonun içine yerleşiyoruz. Ama bu sefer yanımızda sadece bir bavul değil, koskocaman bir haysiyet taşıyoruz. Kenan İmirzalıoğlu’nun o vakur duruşuyla can verdiği film gözünün önüne gelsin, kulağında da o tren raylarının tıkırtısı olsun... Bu hikâyenin kalbi Ali’dir. Ama öyle bildiğin Ali değil; haksızlığa gelemeyen, daktilosunun tuşlarıyla dünyayı değiştirebileceğine inanan, cebinde kuruşu olmasa da başı dik gezen o aykırı adam. Ali’nin hikâyesi bir sevdayla başlar. Münire’yi kaçırır, peşine düşerler, ama o aşkı öyle temizdir ki tren vagonlarını kendilerine saray eylerler. Ali nereye gitse, dürüstlüğü yüzünden kovulur. Bir kasabada katip olur, ötekinde mücellit... Ama hiçbir yerde eğilip bükülmez. Mustafa Kutlu burada bize şunu fısıldar: "Evladım, rızık Allah’tandır ama şeref kulun kendisindendir." Hikâyeyi Ali’nin oğlu Mustafa’dan dinleriz. Bir çocuğun babasına duyduğu o sonsuz güven... Hani baban yanındaysa dünya yansa umurunda olmaz ya, işte öyle bir duygu. "Babam her gittiğimiz kasabada yeni bir dünya kurardı bize; bazen bir daktilo sesiyle, bazen bir bahçe tanzimiyle. Biz aslında trenlerle değil, babamın hayalleriyle yol alırdık." Osman Sınav bu hikâyeyi filme çekerken o yeşilçam sıcaklığını, o eski kasaba samimiyetini öyle güzel yakalamış ki... Filmdeki o parlak renkler, istasyon şefinin düdüğü, daktilonun tıkırtısı... Kitabın o naif dili, beyazperdede ete kemiğe bürünmüş. Filmin o en can yakıcı yeri... Ali’nin hayat arkadaşını, o sessiz limanını kaybedişi. Kutlu’nun kaleminde ölüm bile bir vade dolumu huzuruyla anlatılırken, filmde Ali’nin o vagonun kapısında tek başına kalışı insanın ciğerini söker. Kitabın en vurucu tarafı şudur: Ali aslında hiçbir yere ait değildir ama her gittiği yere çiçek eker. Adaleti savunduğu için komünist derler, aykırı derler, dışlarlar... Ama o, oğluna en büyük mirası bırakır: Eğilmeyen bir omurga. "Uzun Hikaye", aslında hepimizin hikâyesidir. Hepimiz bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz, hepimiz bir vagonun içinde kaderimizi bekliyoruz. Ama mühim olan, o vagonun içini neyle doldurduğumuzdur. Sevda mı? Adalet mi? Yoksa sadece rüzgarın önünde savrulan bir yaprak olmak mı?
Edebiyat
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,5bin okunma
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.