Puan vermedi·96 syf.····Okunma: 20 Şubat 2026 11:39 Mülteciler sanki bir gün ansızın sınır kapılarına dayanmış gibi geliyor hepimize, değil mi? Bir sabah uyanıyoruz ve “geldiler” diyoruz. Üçüncü çoğul şahıs ekine sıkışmış bir özne: geldiler. Sanki kendi başına hareket eden, tarihsiz, bağlamsız bir kalabalık. Öznesi belirsiz, yüklemi hazır bir cümle.
Bu ani geliş anlatısı çok konforlu. Çünkü tarihi kesiyor. “Birdenbire” diyerek, süreci görünmez kılıyor. Oysa sınırın önünde bekleyen bedenler, çok daha eski bir kapının içinden çıkıyor. Avrupa’nın sömürge haritalarında açtığı yarıklardan. Cetvelle çizilmiş kıtaların, parçalanmış coğrafyaların,Kolonyal müdahalelerin, ekonomik bağımlılıkların, darbelerin ve iç savaşların kalıntılarından.
Başkalarının geleceğini ipotek altına almak, kendi şimdisini genişletmek…Bugün “kriz” dediğimiz şey, o ipoteğin tahsil edilmesinden başka ne? Dün madenini, emeğini, suyunu, adını aldığın coğrafyanın insanı bugün kapına geldiğinde buna “göç dalgası” diyorsun. Oysa bu dalga değil; geri çekilen bir denizin bıraktığı tortu.
Bu metni “mülteci krizi” başlığıyla okumak mümkün ama eksik. Çünkü kitapta asıl mesele göç değil; göçün etrafında kurulan temsil rejimi. “Öteki”nin nasıl üretildiği. Yabancının nasıl konumlandırıldığı. Avrupa’ya musallat olan hayaletler tam da bu üretimin semptomu.
Hayalet metaforu, geri dönen bir geçmişi değil; bastırılmış bir bugünü işaret ediyor. Sınırın önünde bekleyenler, dikenli tellerin gölgesinde “geçmek yasaktır” uyarısıyla karşılaşanlar misafirperverliğin çift rejimi ile karşılaşıyor.İçeride kabul edilir gibi yapılıp dışlananlar. “Karşılama” kelimesinin arkasına saklanan bir riyakârlık. Konukseverliğin kibri. Misafirperverliğin çift rejimi. Kabul ediyormuş gibi görünürken aslında kapıyı kapatan o ince siyaset.
Bu noktada kriz, mültecilerin değil;Avrupa’nın krizi.
Sömürgeleştirme tarihinin tersine çevrilmiş bir korku olarak geri dönmesi. Yabancı tarafından sömürgeleştirilme tahayyülü.
Ve geleceği icat edenler : çocuklar …Asıl korku bu işte.
Başlangıç imkanı . Çocuklar kural tanımaz çünkü tarih onların önünde duramaz. Onlar büyük bir yoksulluktan doğan bir geleceğin mucitleri. Avrupa’ya musallat olan geçmiş değil; gelecek. Ve bizler:olası mülteciler…