İnsanlık namuslular ve namussuzlar olmak üzere ikiye ayrılıyordu
Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 01:05
"Benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir. Ama o da bir deli." Kısa ama sarsıcı bir kitap Altıncı Koğuş. Çok kısa bir metnin içinde psikolojiden, felsefeden, sosyolojiden sarsıcı sorgulamalara şahit oluyoruz. Çehov, içerisinde Altıncı Koğuş denilen ve ruhsal yönden hasta olan insanların bulunduğu küçük bir kasabada bir doktorun içsel sorgulamalarıyla dünyaya bakışa farklı bakışlar getiriyor. Doktorun bu sorgulamalara girmesinin müsebbibi ise o koğuştaki genç hastalardan biridir. Kendi dingin ve dertsiz tasasız ömrü bu durumla beraber kökten değişiyor. İnsanın bulunduğu sınıfa göre ahlak anlayışı, bir insanın neye göre iyi veya faydalı olduğu gibi konular önümüze çıkıyor ve yazar bunu mükemmel bir şekilde sunuyor bize. Asıl delilerin dışarıda olduğunu da anlıyoruz ki bu, doktorun yirmi küsur yıllık durgun hayatının aydınlanma ve kırılma noktasıdır. Kitap 68 sayfadan oluşuyor fakat ne 68 sayfalar yazılır kitap için. Bu kısalığa uzun şeyler sığdırmak herkesin harcı olmasa gerek. İnsan, dünyasının bir koğuştan olduğunu fark ettiği zaman amaçsız ve dürüst olmayan bir hayatın vehametini anlayacaktır. Bazısı içinse çok geç olacaktır. Doktorumuz gibi belki, belki bizim gibi. "Onunla hangi konuda konuşursanız sözü hep aynı yere getirirdi: Kasabada yaşamak boğucu ve sıkıcıdır; yüksek ideallerden yoksun olan toplum zorbalıkla, kaba bir sefahatle ve ikiyüzlülükle çeşitlendirilmiş cansız, anlamsız bir yaşam sürdürmektedir . Namuslular kıt kanaat geçinirken, namussuzların karnı tok sırtı pektir . Okullara, dürüst yönetimi olan yerel bir gazeteye, tiyatroya, edebi toplantılara, entelektüellerin birlik olmasına ihtiyaç vardır. Toplumun bilinçlenmesi, dehşete düşmesi gerekir. Dmitriç insanlar hakkında yargıda bulunurken farklı renkleri gö­zetmeden sadece siyah ve beyaz gibi keskin renkler kulla­nırdı. Ona göre insanlık namuslular ve namussuzlar olmak üzere ikiye ayrılıyordu; ikisinin arası yoktu." İyi olma durumu dedik ve hatrıma her geldiğinde aydınlanma yaşatan o şiiri buraya eklemek isterim. Çünkü bu şiir doktorun o veryansın ettiği ömrünün özetidir. Sözü Bertolt Brecht'e bırakıyorum: "İYİ ADAM"A BİR İKİ SORU Anladık iyisin, ama neden iyi? Seni kimse satın alamaz, eve düşen yıldırım satın alınır mı ki? Anladık dediğin dedik, ama dediğin ne? Doğrusun, söylersin içindekini, ama içindeki ne? Esirgemezsin gözünü budaktan, ama kime karşı? Dolusun bilgelikle. ama yararı kime? Gözetmezsin kendi çıkarını. gözettiğin kiminki? Dostluğuna diyecek yok. ama dostların iyi mi? Şimdi bizi iyi dinle: Düşmanımızsın sen bizim. Dikeceğiz seni bir duvarın dibine. Ama madem bir sürü iyi yönün var. dikeceğiz dibine iyi bir duvarın. iyi tüfeklerden çıkan iyi kurşunlarla vuracağız seni, sonra gömeceğiz iyi bir kürekle iyi bir toprağa.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
·
29 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.