8/10
·112 syf.··
2026 6. kitabı
Yabancı, ilk bakışta sade bir hikâye gibi duruyor ama aslında insanın dünyayla kurduğu mesafeyi anlatıyor. Meursault’nun annesinin ölümüne verdiği tepkiyle başlıyor her şey. Ağlamıyor. Toplumsal beklentilere uygun davranmıyor. Ve biz daha ilk sayfalardan şunu fark ediyoruz: Bu adam “duygusuz” değil, sadece dürüst. Hissetmediği şeyi taklit etmiyor. Albert Camus burada bize absürd bir dünyada yaşayan insanı gösteriyor. Dünya anlamsız değil belki ama insanın aradığı anlamla örtüşmüyor. Meursault’nun işlediği cinayet kadar, mahkemede yargılanma sebebi de ilginç: Aslında işlediği suçtan çok, annesinin cenazesinde ağlamamış olması yargılanıyor. Toplum onun suçu kadar “norm dışılığını” da cezalandırıyor. Güneş motifi dikkat çekici. Cinayet sahnesinde güneş adeta fiziksel bir baskı unsuru. Camus burada insanın rasyonel bir varlık olduğu yanılgısını kırıyor. Meursault cinayeti planlayarak değil, bir anın ağırlığında işliyor. Sıcak, ışık, ter, sıkışmışlık… Sanki insan bazen bilinçli değil, varoluşsal bir refleksle hareket ediyor. Kitap boyunca Meursault’nun duygusuz olduğu söylenir ama ben öyle düşünmüyorum. O sadece rol yapmıyor. Aşkı da ölümü de dramatize etmiyor. Hayatı olduğu gibi kabul ediyor. Son bölümde idamı kabullenişi ise aslında en büyük farkındalık anı. Ölümün kaçınılmazlığını anlayınca bir özgürlük hissi geliyor. Çünkü herkes ölecek. O halde toplumun beklentilerine göre yaşamanın ne anlamı var? İnsan, dünyada gerçekten “yabancı”. Ne tamamen ait, ne tamamen kopuk. Meursault da bir anlam aramıyor. Belki de Camus’nün söylediği şey şu: Anlam aramak yerine, varlığı olduğu gibi kabul etmek. Toplumun doğruları gerçekten doğru mu, yoksa çoğunluğun konforu mu? Ve biz ne kadar kendimiz olarak yaşıyoruz?
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.