Puan vermedi·303 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Kasım 2025 15:03 Son zamanlarda okuduğum, üzerinde en çok tartışılabilecek kitaplardan biri kesinlikle Sarı Yüz. Hem kitabın odağındaki temel soru ("Kültürel bir hikâyeyi anlatmaya sadece o kültürün mensupları mı muktedirdir?"), hem değindiği "kültürel kisve" ve "kültürel mülkiyet" gibi kavramlar, hem de "iyi-kötü" veya "haklı-haksız" diye kolayca ayıramayacağımız gri ana karakterleri sayesinde üzerine saatlerce konuşabileceğimiz bir eser.
Roman; başarılı bir Asya kökenli yazar olan Athena Liu’nun ölümünün ardından, onun kadar başarılı olamamış Amerikalı arkadaşı June Hayward’ın, Athena’nın henüz tamamlanmamış taslağını tamamlayıp yayımlamasıyla hayatında değişen dengelere odaklanıyor.
Bana göre kitabı bu kadar popüler yapan unsurlar, kurgusundan ziyade yazarın "kaşımayı" tercih ettiği hassas konular. Asya asıllı bir Amerikalı olan Kuang, kitabında hem geçmişte beyazların azınlıkların kültürel mirasını sömürmesini eleştiriyor hem de günümüzde "azınlık" olmanın bir pazarlama unsuru haline getirilerek abartılmasıyla oluşan yeni sosyo-kültürel yapıyı yeriyor. Bunu kendi hayatı ve kariyeri üzerinden yapması ve bu konuya objektif yaklaşabilmesi en çok hoşuma giden kısım oldu galiba .
Yayıncılık dünyasına getirdiği eleştiriler de en dikkat çekici noktalardan biriydi. Kitapların mutfağını merak eden okurlar için burada pek "iç açıcı" detaylar yok maalesef; Kuang bu süreci oldukça acımasızca eleştirmiş. Benim için bu durum pek sürpriz olmadı; Amazon’un yazarlarla anlaşıp popüler trendlere göre kitap sipariş ettiğini öğrendiğimden beri güncel eserlere hep kuşkuyla yaklaşıyorum.
Sarı Yüz okuduğumuz şeyin arkasındaki "hak sahipliğini" de sorgulatan, okuru vicdanıyla baş başa bırakan, bir iyi ve bir kötü karakterden ziyade iki gri ve kusurlu karakterin bulunduğu keskin bir hikâye.