·107 syf.····Okunma: 02 Kasım 2017 00:00 İşleneceğini herkesin bildiği ama kimsenin engellemediği o cinayet, aslında toplumsal vicdanın ve ahlakın nasıl felç olduğunun en çarpıcı alegorisidir. Márquez, Santiago Nasar'ın ölümünü anlatırken, kaderin kaçınılmazlığını değil, bir toplumun kolektif suç ortaklığını ve "bana dokunmayan yılan" zihniyetini yargılar. Namus kavramının arkasına sığınan korkaklığın ve bürokratik kayıtsızlığın, bir insanı nasıl kurban ettiğini büyülü gerçekçiliğin o boğucu atmosferiyle işler. Sadece bir kasaba hikayesi değil, göz göre göre gelen toplumsal felaketlere (darbelere, katliamlara) sessiz kalan yığınların trajedisidir.