·104 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Şubat 2026 21:33 Kitabın kapağında yer alan bir poşet, dikkatimi çeken ilk detaydı. “Neden bir poşet?” diye sordum kendi kendime ve cevabını daha ilk sayfalarda buldum. Yazar, “Sen o plastik poşet mi olmak isterdin yoksa?” diye soruyor okura. Rüzgârda yönünü kaybetmiş, oradan oraya savrulan, yükselip düşen bir poşet… Poşet gerçekten de bir film karesinden fırlamış. Yazar burada gerçek hayatla güçlü bir bağ kuruyor.
İnsanın bir hayat felsefesi olmalı. Eğitimin de öyle. Ben, eğitime kalbini veren herkesin felsefe ile bir şekilde temas etmesi gerektiğine inanıyorum. Hayatı dümdüz yaşamak, robot gibi komut alıp vermek yerine insan düşünmeli. Çünkü insan düşünen bir varlık. Derinlemesine düşünmeli, sorular sormalı, sorgulamalı. Kitap da tam olarak bunun üzerine kurulu.
Beş temel soru üzerinden konular derinleşiyor. Her başlığın alt açılımları var. Bölüm sonlarında ise oyun örnekleri, proje çalışmaları, tavsiye edilen kitaplar, filmler ve konuşma örnekleri yer alıyor. Öğretmenlerin hayatına dokunacak nitelikte bir eser.
Hepimizin hayatından birçok öğretmen geçmiştir ama bizde iz bırakanlar hep hatırımızda kalır. Mesele sadece eğitmen olmak değil, kalplerde yer edinebilmektir. Bu da ezbere olmuyor; ezber bozmak gerekiyor, tabiri caizse.
Hayatta iz bırakan öğretmenlere denk gelebilmek dileğiyle… Tavsiye üzerine aldığım bu eser için “iyi ki” dedim. Benden de size tavsiye olsun: Okuyun derim.