·384 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Şubat 2026 20:27 Adı Numan ama biz onu Hacı Bayram Veli olarak tanıyoruz. Gülçiçek adlı bir kıza olan ilk görüşte aşkı ona Allah aşkının kapısını araladı.
Meczup Ali amcası başından beri onun bir veli olacağını biliyor bazen kırılsa da sabırla o günleri görmeyi bekliyordu.
Numan küçük yaşından itibaren keskin zekası, ağırbaşlılığı, öğrenme ve öğretme aşkıyla dikkat çekiyordu. Çok iyi, ünlü bir müderris oldu. Ali amcasının çok istediği veli olmak için ilminin tam olmasını istiyordu. Bir gün bir davet aldı Kayseri'den Şeyh Hamidüddin Hazretleri onu dergahına çağırıyordu. Davete icabet gerek diyerek yola çıktı ve böylece Numan'ın Hacı Bayram olma yolu açıldı.
Şeyh Hamit ona üç ilmi birden öğretti: Ebrehiyye, Nakşiyye ve Halvetiye. Şeyh Hamit vefat ederken müridi Hacı Bayram'a bu iç ilmi birleştirerek Bayramiyye Tarikatın kurmasını vasiyet etti. Böylece Hacı Bayram Ankara'ya gidip bir tekke buldu ve tarikatını kurdu ve mürşidlerini yetiştirmeye başladı.
Emine Işınsu'nun kadınlarla ilgili anlattığı şeyler hoşuma gitti. Kadınların da tekkeye kabul edilmesi hatta isteyenlerin halvete (karanlıkta çok az yemek yiyerek çok az uyuyarak sadece zikir çekmek) girmesi, at binebilmeleri... Gibi şeyler çok hoşuma gitti.
Bir kişiye sorgusuz sualsiz bağlanmak fikri bana hala çok garip geliyor. Kitapta bunu baya işlemiş. Şeyhin her dediğinin sorgusuz yapılması, onun bir dediğinin iki edilmemesi, onun gözüyle görmek, onun kalbiyle hissetmek... çok garip. Ama bunlar nefsi küçültüp gönlün hikmetlerini açılmasına ve Allah aşkının artmasına neden oluyormuş. Herkesin işi değil yani, hele ki bu devirde...
Güzel kitaptı, okuması keyifliydi..