·416 syf.····Okunma: 22 Şubat 2026 23:02 Arkadaş hediyesi olarak okumaya başladığımda ilk fark ettiğim şey Zülfü Livaneli'nin akıcı üslubuydu. Eser gayet hızlı ilerlerken yakın tarihteki olaylardan etkilenen yaşamlarla oluşturulmuş kurgu, tarihe de meraklandıracak muhtemelen okurları.
Almanya'da Hitler'in başa gelmesiyle milliyetçilik ve Yahudi karşıtlığının artışı, başta Yahudiler olmak üzere çoğu insanın başka yerlere göçüne zemin oluşturmuştu. Ari ırktan bir Alman olan Maximilian Wagner, eşi Yahudi Nadia ile İstanbul'a gitmek üzere yola çıktıklarında birbirlerini kaybederler ve uzun zaman sonra eşinin toplama kampından çıkmasına yardım eden Wagner, Nadia'nın Romanya'dan Struma gemisi ile İstanbul'a gelişini beklemeye başlar. Ne yazık ki tarihsel gerçekliğe uygun olarak gemi torpidolanarak batırılır. Bu olaylardan sonra ikibinbir yılında Harvard Üniversitesi'nden konferans vermek için İstanbul Üniversitesi'ne gelmek üzere uçağa binen Profesör Max'ı, üniversite çalışanı Maya Duran karşılar. Max'ın geçmişte kalan acı hatıraları, Maya'nın da hem anneannesi hem babaannesi yönünden, memleketin zor zamanlarında alınan siyasi kararlar sonucu ne yaşadıklarını öğrenmesine vesile olur ve Maya'yı tarihsel gerçekliklerle bireysel nitelikler temelinde dönüştürür.
Yakın dönem olaylarının temellendirdiği, kimi zaman milliyetler özelinde dönemin olaylarının eleştirildiği ve her milletin aslında bir şekilde yara aldığı olayları, yazar ustaca kullanmış kitabında. Kitabı okuyan tarih meraklıları için araştırılacak farklı konular bulunan bir eser olup akıcılığı sebebiyle nasıl bittiğini anlayamayacağınız bir eser. Keyifli okumalar dilerim.