Mickey7 Hakkında Mickey 7
Kitap çok fazla flashback içeriyor. Hatta bunu çok sistematik şekilde, bir bölüm güncel zaman, bir bölüm geçmiş olacak şekilde kurgulamış. Ben bu kadar flashback’ten hoşlanmıyorum açıkçası.
Mickey başlangıçta “harcanabilir” olmayı amaçsızlıktan istediğini söylese de kumar borcu yüzünden ölümcül bir işkenceyle tehdit edilmesi sonucunda bunu seçtiği anlaşılıyor. Kitap en nihayetinde vaat ettiği kurguyu asla okuyucuya vermiyor.
Genel olarak “kişinin klonu aslında kendisi midir?” gibi felsefi bir doruk üzerine gidiyor ve yazar buna “kendisi değildir” diye cevaplıyor. Herkesin zaten hemfikir olacağı bu sorgulama üzerinde fazla duruyor. Her yeni Mickey’nin doğuşu aslında bir öncekinin ölümü demek ve bu ölümlerin birkaç tanesi etkileyiciydi. Yanlış anlamadıysam, kabul edildiği ilk anda final sınavında kendisini öldürmesi istendi ve sonunda Mickey1 olarak dönmesi bence en iyisiydi.
Konu bence bir süre sonra laçkalaşıyor; hatta Mickey’lerin Nasha ile çoklu ilişkisine kadar uzanıyor. Araştırdıkları gezegen ve sürüngenler o kadar yüzeysel işleniyor ki hayret verici. Temel kurgu çok yüksek bir beklentiye sokuyor insanı: Eski dünyanın antimadde savaşları sonucu yaşanamaz hâle gelmesi, insanlığın yeni gezegenler arayışına girip bulmaları, birden çok gezegende yaşam olması ve hatta bu gezegendeki toplulukların yeri geldiğinde birlikte hareket edip dış tehditleri savuşturması… Bunların tamamı insanlık için temelde güzel kurgulanmış öngörüler.
Ama sonunda ne oluyor? Laçkalaşmanın zirvesi olarak, tüm gezegeni yok etmeye yetecek maddeyi bir taşın altına gizleyip komutanı kandırıyor ve sürüngenler de kendi kendine zararsız olmaya karar veriyor. Nasreddin Hoca fıkrası gibi biten bir son…