-Ben çocukken Fındık adını verdiğimiz bir köpeğimiz vardı. Daha sonra deri hastalığına yakalandı ve Celal ağabeyim onu vurmak zorunda kaldı.
-Doğan Bey, acaba Fındık'ın vurularak öldürülmesi sizi etkilemiş olamaz mı?
-Çok üzülüp ağladığımı hatırlıyorum. O zaman da çaresizlik içinde hissetmiştim kendimi.
-Biraz anlatır mısın?
Bir süre sustum, düşündüm, daha sonra anlatmaya başladım:
-Ben 10 yaşındaydım. Annem o kış ölmüştü. Yazın doğduğum kasabaya beş ya da altı kilometre uzaklıkta bir bahçeye taşınır, yazı orada geçirirdik. İncir, kaysı, dut ve nar ağaçlarımız vardı. Kendi domates, soğan, patlıcan ve biberimizi yetiştirirdik. Köpeğimiz Fındık deri hastalığına tutulmuştu. Biz çocuklar onunla oynar, okşar, severdik. Bir süre sonra benden iki yaş büyük olan ağabeyim Şahin ve ben saçkıran dedikleri bir hastalığa yakalandık. Herkes bu deri hastalığını köpekten aldığımızı söylüyordu. Başımızın belirli yerlerinde saçımız dökülmeye başladı.
Bizlerle ilgilenecek, bizleri doktora götürecek, Fındığı veterinere götürecek bilinçli ve sorumlu büyükler yoktu çevremizde. Babam dükkânın iflas etmekte olduğunu söyler dururdu ve tamamiyle kendisini dükkân işlerine vermişti. Sanki hepimiz sahipsizdik.
"Ağabeylerimden biri, hukuk öğrencisi idi, yaz tatili için geldiğinde sık sık Toroslara ava çıkar keklik avlardı. Avcılığa düşkündü. Deri hastalığının herkese bulaşacağından korkuyordu ve Fındık'ı çok üzülmesine rağmen, vurarak öldürmeye karar verdi. Fındığı çağırdı, köpek kuyruğunu sallayarak geldi, ağabeyimin yüzüne baktı ve başını ön ayaklarının arasına alarak yere uzandı, kuyruğunu sallıyordu. Tüfek patladı ve onlarca saçına Fındığın küçük bedenini delerek girdi, Fındık bağırdı, debelendi ve bir süre sonra sesi kesilerek bir kan kesesi halinde orada yığıldı kaldı.
"Fındıkğı toprağa gömdük, ama bir mezar olarak belirtecek ne bir odun parçası, ne de taş diktik. Bir süre sonra Findık unutuldu gitti. Şahin ve benim saçkıran hastalığını da, saçımızı ustura ile kazıtarak, hasta olan yere aylarca tentürdiyot sürerek, sarımsak ile ovarak geçirdik."
SavaşçıDoğan Cüceloğlu