Gözlerine Veda Ederken, çağdaş Türk şiirinde duygunun yalın ama derin bir dille nasıl güçlü kılınabileceğini gösteren etkileyici bir eser olarak öne çıkıyor. Kitap, adından itibaren bir vedanın hüznünü taşısa da yalnızca ayrılığı değil; aşkı, kırılganlığı, içsel hesaplaşmayı ve insanın kendiyle yüzleşmesini de katman katman işliyor.
Eserdeki dil sade, akıcı ve doğrudan kalbe temas eden bir yapıya sahip. Şiirlerde süslü ve anlaşılması zor imgeler yerine; duyguyu berrak biçimde aktaran, okurun kendi hayatından izler bulabileceği bir anlatım tercih edilmiş. Bu da kitabı hem şiirle iç içe olanlara hem de şiire mesafeli duran okurlara yakınlaştırıyor.
Kitabın temel ekseni “veda” olsa da, bu veda tek boyutlu değil. Sevdaya, geçmişe, hayallere ve bazen de insanın kendi içindeki kırılgan yanına edilen vedalar var. Şiirler okuru yalnızca hüzne sürüklemiyor; aynı zamanda bir arınma ve kabulleniş hissi de bırakıyor. Özellikle göz imgesi etrafında kurulan metaforlar, sevginin hem en güçlü hem de en savunmasız halini temsil ediyor.
Bu kitap, bir oturuşta bitirilecek ama etkisi uzun süre kalacak türden. Okur, bazı dizelerde kendini yakalanmış hissediyor. İçtenlik, kitabın en güçlü yanı. Şairin duyguyu “yaşayarak” yazdığı hissi, metnin samimiyetini artırıyor.
Can Seyfettin Al’ın bu eseri, modern şiirin karmaşasından uzak; duygunun merkezde olduğu, kalbe dokunan bir şiir kitabı olarak değerlendirilebilir. “Gözlerine Veda Ederken”, yalnızca bir şiir kitabı değil; bir duygusal yolculuk, bir iç monolog ve okura bırakılmış samimi bir mektup niteliğinde.