·524 syf.····Okunma: 23 Şubat 2026 22:15 “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” diye başlayan yolculuk, “Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.”sözüyle son buluyor. Dizinin çekilmesinden aylar önce kitabı almış olmama rağmen ancak dizi yayınlandıktan sonra okuyabildim. Popüler kültürün kölesi olmadan kitabın okunması gerekiyordu ama artık çok geç… :)
Kitapla ilgili, Kemal’le ilgili, Füsun’la ilgili bir çok şey yazıldı, söylendi. Ben de tabii kendime göre düşüncelerimi dile getirmek istiyorum. Öncelikle Kemal, keşke baba sözü dinleyip bir kadına zamanında değer verebilseydin, çok geç olmadan. Kemal’in belki o dönem normal’in(!) bu olmasından dolayı mı bilmiyorum (belki sadece erkek olmasından dolayıdır!!) vitrinde mükemmel bir evlilik, kendi gibi zengin ve batılı bir kadın; arka planda Füsun ile sevgili hayatı hayalleri. Hatta bu genç yaşında bu kadar talihli olduğu için Allah’a şükretmesi. :) (sinirden gülüyorum) Sibel’e onu aldattığını söylerken bile ben terk ettim demesi… Sibel’in onu aylarca bir bebek gibi teselli etmeye çalışması… Ve bana kalırsa tüm romanın özetini 206. Sayfada Sibel yapıyor: “ Yoksul ve hırslı bir kız olduğu için onunla böyle kolay bir ilişki kurabildin… tezgahtar olmasaydı, belki de kimselerden utanmaz, onunla evlenirdin… seni hasta eden şeyler bunlar… onunla evlenememek, o kadar cesur olamamak.” Okuduğumuz tüm bu 500 sayfanın özeti budur bana göre. Korkak ve bencil bir erkek; hırsı, güzel, genç bir kadın. 
Orhan Pamuk’un bu kitaptaki başarısı öncelikle tabii ki müze . Fikir çok orijinal, kendini hikayeye katması, gerçeklik algısıyla bu kadar oynaması açıkçası beni mest etti. Romanda Kemal’in o buhranlı dönemini çok iyi anlatıyor, bazen o aşk ağrılarını okurken siz de çekiyorsunuz. Tüm ayrıntıları ilmek ilmek işlemesi, okurken sıkıcı gelen kısımlar (özellikle yarıdan sonrası) aslında bir bütünün parçası. Eksiği yok fazlası yok tamamlanmış bir hikaye.
Kitaba karşı soğuk ve mesafeliyim. Diğer incelemelerim gibi espriler yapamıyorum. Bunun sebebi kitabın şu an çok konuşuluyor olması mı Kemal’le hem sinirli hem de aslında ona acıyor olmam mı yoksa adlandırırmadığım başka bir şey mi bilemiyorum. Yine de son cümleyi okuduğumda gözlerimden iki damla yaş aktı birden, bu da yazarın yadsınamaz başarısı sanırım…
Bir de şunu fark ettim ki ben halkı okumayı daha çok seviyorum. Zenginlerin dertleri (amiyane tabirle) bana çok değerli gelmiyor. Sanırım bu yüzden en sevdiğin yazar kim sorusunun cevabı bende hiçbir zaman Orhan Pamuk olmayacaktır. Ama tabii ki okumaya devam edeceğim :) Sırada müzeyi gezmek ve en merak ettiğim Pamuk kitabını (Kara Kitap) okumak var!