Yargılarımızın içeriği, tümüyle, zamanın ve yerin değişken koşullarına bağlı olduğu için değişik biçimde ortaya çıkar. Bunun nedeni, ahlaksal değerlendirmelerin her zaman iyi ve kötünün ne olduğunu tam olarak bildiğini savunan ahlak kurallarını temel almasıdır. Oysa bu temelin ne denli zayıf olduğunu anladığımızda, ahlaksal değerlendirmeler öznel ve yaratıcı bir davranış biçimine dönüşür.
Yapılan değerlendirmenin geçerliliğini ancak bilinçdışının nedensiz ve kesin bir dürtüsü ortaya çıktığında anlayabiliriz. İyi ve kötü arasındaki karar demek olan ahlak bu dürtüden etkilenmez, yaptığı yalnızca bizi zor duruma düşürmektir.
Ahlaksal kararımız yüzünden acı çekmemize hiçbir şey engel olamaz. Çok ters bir ifade gibi gelse de, bazı koşullarda, ahlaksal değerlendirmemizin gereği, bilinen ahlaksal iyiden vazgeçip kötü diye bilineni yapma özgurlüğüne sahip olmamız gerektiğidir.
Başka bir deyişle, karşıtlardan herhangi birine boyun eğmemeliyiz. Hint felsefesinde neti-neti denen yararlı bir yöntem vardır. Bazı belirli vakalarda ahlak kuralları yok sayılır ve karar bireye bırakılır.