Gecenin bir yarısı - Riley Sager
Herkese selam
PR gücüyle fazlasıyla parlatılmış bir kitap daha. Bu kadar övgü görünce ister istemez beklenti yükseliyor ama ortaya çıkan şey maalesef o beklentiyi karşılamıyor.
370 sayfanın neredeyse tamamında bir karakterin kendi iç hesaplaşmasını okuyoruz. Sürekli bir “birazdan bir şey olacak” hissi var ama o eşik bir türlü aşılmıyor. Gerilim türünde tempo ve merak unsuru esastır; burada ise sayfalar ilerliyor ama tansiyon yükselmiyor. Atmosfer tek başına gerilim etmiyor.
Finale gelince… Son 20 sayfa hareketli evet, ama suçlunun kim olduğu zaten tahmin edilebilir seviyedeydi. Büyük ters köşe beklentisi boşa çıkıyor. Asıl hayal kırıklığı ise sonuç kısmında. 30 yıl boyunca bir kaybın gölgesinde bırakılan hayatlar varken verilen ceza inanılmaz derecede yetersiz. Bu kadar ağır bir olayın bu kadar “hafif” bağlanması tatmin edici değil.
Bizim için bu kitap, şişirilmiş beklentinin altında kalan, temposu düşük ve finaliyle güçlü bir etki bırakamayan bir okuma oldu. Gerilim diye pazarlanıp psikolojik iç dökme olarak ilerleyen bir metin.
Peki siz bu tür gerilim romanlarında beklentiniz genellikle nasıl oluyor? Daha çok aksiyon ve tempo mu, yoksa karakterlerin iç hesaplaşması ve psikolojik derinlik mi sizi daha çok etkiler?
Sena Nur ÇevikGecenin Bir YarısıRiley Sager