Banu SEZER & Sevilay ile Ortak Okuma – Gizlenen - Arif Ergin
#OkudukBitti
#OrtakOkuma
Bu kez okuduğumuz kitap sadece geçmişe değil, geleceğe de uzanıyordu…
Arif Ergin’in Gizlenen romanında yıl 2035…
Büyük İstanbul depremi şehri sarsmış; sadece binalar değil , düzen de çökmüş .
Tam da bu kaos ortamında devreye giren küresel güçler , İstanbul üzerinde kirli hesaplar yapmaya başlıyor .
Depremin yarattığı boşluğu fırsata çevirmek isteyen odaklar , şehri adım adım kontrol altına almaya çalışıyor…
Ama mesele sadece siyasi ya da askeri değil…
Hikâyenin asıl çarpıcı yönü , yüzyıllardır saklanan bir sırrın ortaya çıkma ihtimali…
Bu sır, izlerini Osmanlı’dan , özellikle de Mimar Sinan’ın eserlerinden taşıyor .
İstanbul’un kalbine mühürlenmiş , taşların arasına gizlenmiş bir hakikat…
Ve bu hakikatin peşinde olan çok güçlü bir yapı var: Vatikan
Deprem sonrası oluşan kargaşa , aslında o “gizlenen” şeyin ortaya çıkarılması için bir perde mi?
Vatikan neden İstanbul’daki bu sırrın peşinde?
Bu sır sadece dini mi , yoksa siyasi dengeleri değiştirecek kadar büyük mü?
Roman, bir yandan aksiyon ve gerilim ile ilerlerken bir yandan da şu soruyu sorduruyor:
Bir şehir sadece toprak parçası mıdır, yoksa medeniyetlerin hafızası mı?
Banu SEZER ve Sevilay ile okurken en çok konuştuğumuz şey şuydu:
Deprem gibi gerçek bir korku üzerinden kurgulanan bu senaryo insanı ürkütüyor… çünkü “ya olursa?” duygusu çok güçlü
Kurgu ile ihtimal arasındaki mesafe, rahatsız edici derecede yakın…
Gizlenen, sadece bir felaket sonrası hayatta kalma hikâyesi değil;
güç savaşlarının , inanç merkezlerinin ve tarihsel sırların çatışması…
Kitabı bitirdiğimizde şunu hissettim:
İstanbul artık sadece bir şehir değil… bir kilit anahtar gibi anlatılıyor
Ve belki de en sarsıcı soru şu:
Deprem mi daha yıkıcı?
Yoksa insanların hırsı mı?