·186 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Şubat 2026 00:49 Olaylar, Hamit’in verdiği “Hayatımı satıyorum” ilanıyla başlayıp “Dünyanın en iyi sağ kolunu kullanacak beyin aranıyor” ilanıyla bitiyor. Bu çerçeve, kitabın başı ve sonu arasında güçlü bir bağ kuruyor ve özellikle hoşuma gitti.
Kitap psiko-absürt bir tarzda yazılmış olsa da içinde belirgin bir fantastik kurgu var. Olaylar iç içe geçiyor; herkes kendi rüya âleminde başka bir evren yaratıyor ve rüyalar arasında geçiş yapılabiliyor. Gerçeklik algısı sürekli kırılıyor.
Rüyanın asıl sahibi Panş’tır. Kendi evreninde ihanete uğrayıp öldürülür ve sevdiği kadınla hikâyesi yarım kalır. Bu yarım kalmışlık, başka bilinçlere sızar. Panş, Şevket Hakan’ın rüyalarını etkilemeye başlar. Şevket Hakan ise her uykuya daldığında, Panş’ın yaşadığı evrende Hector’un hayatını görür ve zamanla kendini o yaşamın içinde bulur. Bu durum onun gerçeklik algısını yitirmesine neden olur.
Sonunda bir profesörle iş birliği yaparak, Hector’un yaşadığı evrene geçip onu öldürürse bu döngüden kurtulacağını düşünür. Ancak olaylar tam da bu noktada daha karmaşık bir hâl alır.
Yazarın şu cümlesi kitabın özünü çok iyi yansıtıyor:
“Birisini düşlerinize kattığınız anda, o kişi farkında olmasa bile ruhunun derinliklerinde bunu hisseder ve sizinle birlikte o düşü örmeye başlar.”