·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Şubat 2026 10:26 Kitapçı, sayfalarını çevirdikçe içimi yumuşatan, usul usul kalbe dokunan bir kitap oldu benim için. Selçuk Özyurt, Can’ın hikâyesini öyle sade ve samimi bir dille anlatmış ki kendimi çoğu yerde onun yanında yürür gibi hissettim. Babasının isteğiyle hukuk okuyan ama kalbi kitap kokusunda atan bir gencin iç sıkışmasını okumak, insanın kendi ertelenmiş hayallerini de hatırlatıyor.
Kitabın en çok içime dokunan yanı ise baba-oğul ilişkisi oldu. Annenin ölümü ile baba-oğul birbirine tutunmuşlar. İkisi arasındaki sevgi bağı beni etkiledi. Babasının eli de zihni de kalbi de hep Can'ın üstünde. Baba inatçı, aksi bir role bürünse de sevgisini direkt gösteremediği için bu cümlelere sığınıyor. Oysa kalbi pamuk gibi. Can da babasını bildiği için asla gönül koymuyor.
Romanda en sevdiğim alıntılardan biri şu oldu:
"Kitapçılık sevgi ister, sabır ister, bilgi ister, kaliteli eserler bulmak ister. Yani ister de ister. Bu işi sevmeden yapamazsınız. Her iş öyle değil midir sanki."
Can’ın yolu da tam burada anlam kazanıyor. O, sadece bir dükkân açmanın değil, kalbinin yerini bulmanın peşinde. İstiklal Caddesi’ndeki o küçük kitabevi benim gözümde sıcacık bir sığınak gibiydi. Osman Bey’in hikâyeye kattığı hafif gizem de okuma merakını diri tutuyor. Yazarın dili akıcı, yormayan ve samimi; bazı cümlelerin altını çizmeden geçemedim.
Benim için Kitapçı, sessizce insanın içine yerleşen bir roman oldu. Bitirdiğimde içimde yumuşak bir hüzün ve tatlı bir umut kaldı.