Selam dostlarım Valla beyler bayanlar, ben bu 'Dubara Dubara'yı bitirdiğimden beri kendimi İstanbul otogarında bir bankta uyanmış da cebimde tek kuruş kalmamış gibi hissediyorum, öyle bir kafa yaşattı bana. Hani bazen hayat seni evire çevire döver de sen sadece 'Elinize sağlık abi, güzel antrenman oldu' diye dalga geçersin ya, işte bu kitap tam o sinir bozukluğunun, o 'gülmesek öleceğiz' arafının kitabı.
Dipsiz Deniz ve Salih’in o yetimhaneden fırlayıp gelip, şu koca şehirde bir göz oda bulmak için kıvranışlarını okurken resmen ruhum daraldı. Ama öyle bir anlatmış ki Rukiye T. Ersoy; bir yandan 'Yahu ne bahtsız bedevisiniz' diye kahkaha atıyorsun, bir yandan da o 'kök salamama' sancısı kalbine iğne gibi batıyor. Aslında o meşhur 'sahte nişan' dubarası falan sadece bir kurnazlık değil be; resmen bir psikolojik hayatta kalma protezi. İnsanın dünyada hiçbir yeri yoksa, kendine yalandan da olsa bir yuva icat etmesi kadar hüzünlü ve bir o kadar da zekice çok az şey var. Biz buna literatürde 'savunma mekanizması' diyoruz ama aslında bildiğin 'çaresizlikten doğan yaratıcılık' bu.
O Müjgan Rujgan’lar, Faysal Saysal’lar falan... İsimler bile ayrı bir alem ama temsil ettikleri o duvarlar, o 'evli değilsen adam değilsin' dayatmaları varya; işte o toplumsal baskı karakterlerde resmen 'kimlik kayması' yaratmış. Kapaktaki o kafası girdaplaşmış adam figürü boşuna değil; adamın beyni overthinking’den (aşırı düşünmekten) yanmış, düşüncelerin içinde boğuluyor ama elinde hala bir trafik lambası tutuyor. Kendi hayatının 'dur' ve 'geç' tabelasını başkalarına kaptırmış olmanın o bitmek bilmeyen sancısı... Resmen bir 'ait olamama' sendromu dersi gibi ama içinde kahkaha efekti var.
Benim için bu kitap, sadece bir 'öğrenci evi' hikayesi değil; insanın kendi içindeki o karanlık boşlukla, o 'yetim' kalmış yanıyla barışma, hatta o yanıyla beraber kafa bulma seansı oldu. Acıyı kutsallaştırıp sündürmemiş, aksine acının karşısına geçip 'Bak bakalım hangimiz daha dubaracıymışız' diye meydan okumuş yazar. Kalemine, o keskin ama bir o kadar da şefkatli ironisine sağlık.
Eğer siz de hayata karşı kendi dubaralarınızı çevirmekten yorulduysanız, gelin Deniz’in o dipsiz dünyasında beraber kulaç atalım. Ne demişler; hayat bir oyunsa, biz de bu oyunun hile kodlarını bulduk demektir!
@_rukiye.t.ersoy
@book._blogerr
@maruzat.yayinlari
#bookblogerileokuyoruz