·102 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Ocak 2026 00:00 Köyün taşları, Hasan’ın omuzlarındaki yükle birlikte bana da bindi. Hasan dokuz yaşında ve öyle bir yükün altına girdi ki, aklı hâlâ kavrayamıyor. Annesini, sevdiği insanı korumak için yapmadığı şey kalmıyor. Ben okurken bazen nefesimi tuttum; “Bir çocuk bu kadar mı kırılır?” dedim kendi kendime. Her sayfada kalbim biraz daha gerginleşti.
Esme’yi okurken de içim burkuldu. Güzelliği ve zarafeti ona bir kurtuluş getirmiyor; aksine, köyün acımasız gözleri, söylentiler, töre baskısı… Hepsi onun ve Hasan’ın başına yıkılıyor. Ben bunu okurken öfkelendim. Adalet diye bildiğimiz şeyin, bazen sadece güç ve gelenek olduğunu düşündüm.
Yaşar Kemal’in dili bana ağır ama net geldi. Fazla süs yok; kelimeler doğrudan çarpıyor, ama bir o kadar da şiir gibi akıyor.
Velhasıl, Yılanı Öldürseler bende derin bir sükût bıraktı. Hüzünlü, öfkeli, düşündüren bir okuma oldu. Kitabı kapattığımda hâlâ içimde Hasan’ın yükünü taşıdığımı hissettim. Bazı eserler, sadece okunmaz; taşınır insanın içinde. Bu da onlardan biri.