Gecenin Gecesi | Kitap Yorumu
Öncelikle belirtmek isterim ki kitabını okumadan önce yazara büyük bir sempati duymuştum. Bunun sebebi ise KAFKAOKUR 'un Hasan Ali Toptaş sayısıydı. Orada yazarın hayatını, eserleriyle ilgili bilgileri ve eserlerinden kesitleri okuyunca baya baya vuruldum Toptaş'a. Anlatılanlardan tam bir Anadolu insanı canlanmıştı gözümde ve kitabı okuduğumda yazara karşı ne kadar doğru bir yaklaşım sergilediklerini gördüm. Gecenin Gecesi yazarın okuduğum ilk öykü kitabı. Kitabın dizaynını ve içindeki resimleri inceleyince zaten kendimi tutamadım ve hemen okumaya başladım. Toptaş hayatımızda geride kalmış eskilerde yaşanmış birtakım olayları, bazı nesneleri ve yaşanmakta olan acı gerçekleri o kadar güzel betimlemiş ki. Özellikle 'Yatak' öyküsünde çocukluğuma yolculuk edip yazarın anlattıklarını birebir yaşamış gibi hissettim. Samimi, akıcı, resimlerle bütünleşmiş ve kesinlikle şans verilesi bir kitap olmuş.
•
•
•
Oturduğum koltuğa biraz daha gömülüp karşımdakilerin yüzlerine tek tek bakarak, konuyla ne ilgisi varsa , insan ancak çocukken ciddi olabilir, diyorum söz gelimi ve bu iddiamı tutup o anda dilimin ucuna geliveren saçma sapan birkaç örnekle kanıtlamaya çalışıyorum. Sonra, ciddi olmak hep yetişkinlere özgü zannedilir ama aslında onlarınki kurgulanmış bir ciddiyettir, diyorum. Sonra minnettarlığımı iyice ifade edeyim de kafalarda en ufak bir kuşku kalmasın diye , yine dönüp yer yatağıma, yer yatağında geçen çocukluk yıllarıma, o yıllarda yaşadığım bazı korkunç olaylara, bütün bunların bende bıraktığı izlere ve vicdan dediğimiz şu çok telli zımbırtıyı susturmanın ne güç bir iş olduğuna dair daha başka şeyler de söylemek istiyorum ama hiçbirini söyleyemiyorum bunların.