·339 syf.····Okunma: 26 Şubat 2026 14:46 Jack London gerçekten yaşadığı dönemin çok ötesinde bir yazar okurken bunu bir kez daha anladım.
Yıldız Gezgini kitabını ise hayatının son döneminde sağlığı bozulmuş ve ölüm fikriyle yoğun bir şekilde uğraşırken yazmış. Ayrıca gerçekten de San Quentin hapishanesinde yatmış olan Ed Morrel’in anılarından esinlenmiş. Yani o korkunç işkence sahneleri kurgudan çok daha fazlasını barındırıyor.
Okurken siz de ölüm, ruh, varoluş, özgürlük kavramlarını sorguluyorsunuz.
Ana karakterimiz profesör Darrel Standing meslektaşını öldürerek San Quentin hapishanesine düşüyor ve burda korkunç işkencelere maruz kalıyor.
Ve böylece zihninin sınırlarını zorlayarak farklı taktikler
geliştiriyor. Darrel fiziksel olarak bağlı, hareket edemiyor, acı çekiyor, dayanamayacak noktaya gelince zihni sınırlarını aşıyor ve başka hayatlara gittiğini deneyimliyor.
Bu arada ben bu kısımları okurken yer yer zorlandım sebebi ise dilinin ağır olması değil de kitaba tam alıştığınız anda başka bir hayata sıçrıyor ve yeniden adapte olmak zorunda kalıyorsunuz. Her bölümde yeni ortam, yeni insanlar, yeni bir gerçeklik var. Bu da bende kopukluklar yarattı. Okuyacak olanlara klasik bir olay hikayesi gibi değil de, öteki hayatlara yolculuk kısımlarını öykü şeklinde veya birinin zihninde dolaşıyormuş gibi düşünerek okumanızı tavsiye ederim bu şekilde daha iyi kavrıyorsunuz.
İyi okumalar dilerim :)