Yazıldığı günden bugünlere değişmez bir gerçeklik aslında, "Abdi gider, Hamza gelir. Hamza gider, bir başka ağa gelir..."
Kitap boyunca sorgulanan düşünce de bu.
Bu böyle sürüp gidecek mi? Sonu nereye varacak?
İnce Memedin bu içsel hesaplaşma ile kendini sorguladığı, yer yer bu düzenin değişmeyeceği umutsuzluğuna kapıldığı satırlar. İlkine göre daha durağan geçen bir kitap.
İlk kitapta Abdi Ağayı öldürünce kahraman ilan edilen Memed, bu kitapta suçlu ilan ediliyor. Giden Abdi Ağa'nın yerine gelen Kel Hamza Abdi Ağayı aratıyor. Hani kel ölür sırma saçlı olur, kör olur badem gözlü olur ya ? Öyle oluyor işte. Memed' e söyleniyor, âh ediyorlar. Bu kitapta köylünün çaresizlik ve korku ile psikolojik değişimlerini net bir şekilde yansıtıyor Yaşar Kemal. Persfektifi daha da genişleterek Cumhuriyet' in ilanı sonrasına dair bir çerçeve çiziyor. Hükümeti temsil eden insanlar sistemin neresinde? Halkla ilişkisi nasıl? Peki ya Ağalar ? Köylü milletin efendisidir deniyor peki gerçekten öyle mi?
Deyim yerindeyse Yaşar Kemal zülfiyâre dokunuyor bolca. Yanında Çukurova ve Toroslar tasvirleriyle... Meraklısına.