DİKKAT! SPOİLER UYARISI!
Kitabı çok beğendim ama okurken hep kötü bir an bekledim. Sanki kitabın sonunda “şimdi biri ölecek”, “şimdi birini asacaklar” gibi bir his vardı içimde. Bu benim karamsarlığımdan mı, yoksa Rus edebiyatının bende bıraktığı etkiden mi bilmiyorum.
Genel olarak kitap çok güzeldi. Arka planında gerçek bir olayı işlemesi beni oturup Pugaçev’i araştırmaya itti; az da olsa Rus tarihi hakkında bir şeyler öğrenmeme vesile oldu. Teşekkürler Puşkin. Ortamlarda satarız artık bu bilgiyi Bir kürkün nelere kadir olduğunu da görmüş olduk. Demek neymiş? İyilik yap, denize at.
Kitapta sevmediğim kısım ise Pugaçev’in, bir kuşatmanın ortasındayken birinin çıkıp “Abe kurban, yavuklumu götürüyorlar, hele hele onu kurtarmaya gideyim” demesine hemen inanması ve üstüne bir de kalkıp onunla gitmesi oldu. Adam Orenburg’u kuşatmış ve sonra kalkıp bir yetim kızı kurtarmaya gidiyor.. Tamam, sana kürk hediye etmiş olabilir ama bunun ana hedefinin önüne geçecek kadar önemli olduğunu düşünmüyorum. Üstelik o kişinin Çar’ın askeri olduğunu da hesaba katarsak… Bilmiyorum.
Ama kitabın Puşkin’in elinden çıkmasının en güzel yanı içindeki şiirler. Özellikle bir tanesini buraya bırakmazsam olmaz:
Şiir – 2
Fakat beni tutsak eden o gözler
Her an karşımda duruyor
Gönlüm hep onları özler
Ruhum için için eriyor
Neler çektiğimi gel gör de
Maşa, acı bana, yan bana
Unutmam seni bir an bile
Sevgilim, inan bana...