DİKKAT BU SPOİLER UYARISIDIR VE MİNİK BİR KÜFÜRDE VARDIR!
Bu kitabı ilk başta dinlemek istedim ancak okumak bana daha iyi geleceğini düşündüm. Ki öyle de oldu. Kitabı ilk okumaya başladığım andan sonuna kadar hep bir daralma, hep de birisi beni izliyor hissi hiç üstümden gitmedi. Yazar atmosferi o kadar iyi yansıtmış ki ruhunuza kadar hissediyorsunuz.
Kitabı genel olarak beğendim. Sürekli olmasa da güzel bir distopik dünyanın içine kapana kısılmış biri olarak en iyi şekilde hayal ettirdi. Hikâyeye gelecek olursak, rejim o kadar ustaca düşünülmüş ve sağlam temellere oturtulmuş ki, kitabın sonunda okuduktan sonra benim de hiç umudum kalmadı. Hani Winston gibi benim de kitaptaki rejimi devirme umudum yok oldu.
Kitap boyunca sürekli “aha şimdi bir şeyler olacak, aha düşmanlar gelecek, ele geçirip devireceğiz, Winston’un yüzü gülecek” diyorsun ama nafile. Boşa bekleyiş. Ne kadar distopik de olsa, günümüzde ve geçmişte buna benzer birçok sistemin denendiğini gördük. Ama burada can alıcı nokta geçmişin sürekli kontrol altında tutulması. Zaten “Geçmişi kontrol eden geleceği de kontrol eder.”
Burada verilen eğitim de aslında bunun temeli. Çocuklara sürekli Büyük Birader ve parti için propaganda yapılıyor, yeri geldiğinde ailesini bile şikâyet etmesi bekleniyor. Düşünsene, öyle bir çocuğun var… Allah korusun. (İspiyoncu p*ç yani.) Neymiş, o dönemde çocuk yapmasan da olur.
Hikâyenin bir yerinde, nezarethane kısmında, Winston’un tanıdıklarından biri uykusunda Büyük Birader’e lanet okuduğu için öz çocuğu tarafından şikâyet ediliyor. Adam da bununla gurur duyuyor. Ben de buradan “Allah analı babalı büyütsün” diyorum.
Hani çocuk yapmak demişken, zaten iktidar cinsel ilişkiye de karşı. Bunun için ayrı bir organizasyon bile var. İktidarın ilmik ilmik işlediği planda aslında tüm