Veli Aliyev

Veli Aliyev
@veli4liyev
Yüksek Lisans
Antalya
Azerbaycan
10 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Nietzsche Ağladığında İnceleme
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
DİKKAT BU BİR SPOİLER UYARISIDIR !! Nietzsche Ağladığında Benim için çok uzun bir kitap ve bilgilendirici bir kitap oldu. Çok severek okudum. Sadece kitabın kurgu olduğunu keşke en sonunda değil de başında bilseydim. Ben de okuduğum süre boyunca, “Ne güzel yazar, bu adamların konuşmalarındaki nefes sayısını bile yazacak az kalsın.” diye düşünüyordum. Hikâye çok gerçekçi gibi duruyor. Tabii bunun temelde sebebi karakterlerin hepsinin gerçek olması ve yaşanan olayların, Nietzsche ve Dr. Breuer konuşması dışında, diğer konu ve düşüncelerin gerçek olması. Bu gerçek ve hayal karışımı konuşma terapisi sonrasında ortaya çıkan hikâye ve düşünceler çok yerinde ve gerçekçi. Hikâyemiz zaten Lou Andreas Salomé’nin, yani Nietzsche’nin eski manitası olur kendisi, Dr. Breuer’in (çok meşhur bir doktor) yanına gelip yardım istemesi ile başlıyor. Lou Andreas Salomé iddia ediyor ki Nietzsche hasta. Hem migrenden dolayı fiziksel hastalığı var hem de Ben ve Paul Rée’ye (Nietzsche’nin yakın arkadaşlarından) hem sinirli hem dargın. Onlara kötü mektuplar yazıyormuş ve Nietzsche’nin ablası onları dolduruyormuş. Bunun nedeni ise bu üç manyağın üçlü ilişki yaşamayı denemeleri. Her neyse, bir şekilde Nietzsche ikna olup doktorun yanına gelmeye karar verir. Onun yanına geldiğinde Dr. Breuer de biraz bu kadından etkileniyor ki kadının biraz kurallarının dışına çıkmasına ve ofisinde at koşturmasına izin veriyor. Kadının Google’dan fotoğrafına baktım. Yani o dönemin erkekleri harbiden yokluktaymış. Allah affetsin. Her neyse, Lou Andreas Salomé doktorun bu hastaya özen göstermesini istiyor ve aralarında geçen her şeyi anlatıyor. Yani daha Nietzsche gelmeden doktor hikâyesini biliyor. Sonra da bu kadın, Nietzsche’nin arkadaşlarını onun bu doktorun yanına gitmesini tavsiye etsinler diye ikna
1000Kitap
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ye O Kurbağayı! İNCELEME
6/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Kitap çok aman aman güzel değildi. Ortalama bir kişisel gelişim kitabı olarak değerlendire biliriz. Instagram’da video üzerinden denk geldim ve okumak istedim. Videodaki arkadaş ölmeden önce okuyun deyince dedim herhalde o kitap. Kitapta zaten tamda Instagram video kıvamında ‘Onu yapın Bunu yapın’ gibisinden ama güzel notlar ve taktiklerde veriyor. Kişisel gelişimi kitaplarını pek sevmesem de romanların yanında arada iyi gidiyor çapraz okuma yapanlara tavsiyemdir. Yine de kişisel gelişim mubahtır deyip birçok konuyu not ettim ama sanki bu kitap beyaz yakalılar için yazılmış benim gibi garsonsanız neymiş efendim ‘İşinizde gördüğünüz zayıf yönleriniz nelerdir’ .Ben şimdi buna ne diyeyim. Servis açmak falan herhalde demem lazım. Yani geçici iş yapanlar benim gibi yarısı boşa gidiyor kitabın. Ancak kitabın iyi yanı kısa olması. Bunu öve bilirim. Hayatınızı falan değişmiyor savsatalar gerek yok. Kitabın en can 1 can alıcı noktası ve iyi düşündüren cümlesi. “Sorunlarınızı asla başkalarıyla paylaşmayın. Çünkü insanların %80’inin zaten umurunda değildir bu; kalan %20 ise bu sorunlara düşmüş olmanızdan dolayı sevinç duyar” . Anlamlı ve üzerine çokça durduğum bir cümle. Bunu okuduğumdan beri millete artık hiçbir şey anlatasım gelmiyor. Ama ne yapıyoruz okuduğumuz her bilgiyi doğru diye kabul etmiyoruz. Bence kendi içinde çelişiyor ve insan sosyal bir varlıktır bazen sorunları çözmese bile bunu anlatmak çök güzel hissettiriyor. En kilit nokta ise kime anlattığın sorusu. Bir sorunun anlatacağın kişi çok iyi seçmen lazım. Bu ya ailenden birisi ya da ailenden birisi gibi gördüğün empati yapa bilen ve en önemlisi dikkatli bir dinleyen birisi olmalı. Buda belki hayatınızdaki 1-2 kişi ola bilir. Onun dışın boş. Cümleyi revize ediyorum “Senin problemlerinin insanların %78 inin umurunda
1000Kitap
Ye O Kurbağayı!Brian Tracy · Arıtan Yayınevi · 20181,616 okunma
1984 İnceleme
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
DİKKAT BU SPOİLER UYARISIDIR VE MİNİK BİR KÜFÜRDE VARDIR! Bu kitabı ilk başta dinlemek istedim ancak okumak bana daha iyi geleceğini düşündüm. Ki öyle de oldu. Kitabı ilk okumaya başladığım andan sonuna kadar hep bir daralma, hep de birisi beni izliyor hissi hiç üstümden gitmedi. Yazar atmosferi o kadar iyi yansıtmış ki ruhunuza kadar hissediyorsunuz. Kitabı genel olarak beğendim. Sürekli olmasa da güzel bir distopik dünyanın içine kapana kısılmış biri olarak en iyi şekilde hayal ettirdi. Hikâyeye gelecek olursak, rejim o kadar ustaca düşünülmüş ve sağlam temellere oturtulmuş ki, kitabın sonunda okuduktan sonra benim de hiç umudum kalmadı. Hani Winston gibi benim de kitaptaki rejimi devirme umudum yok oldu. Kitap boyunca sürekli “aha şimdi bir şeyler olacak, aha düşmanlar gelecek, ele geçirip devireceğiz, Winston’un yüzü gülecek” diyorsun ama nafile. Boşa bekleyiş. Ne kadar distopik de olsa, günümüzde ve geçmişte buna benzer birçok sistemin denendiğini gördük. Ama burada can alıcı nokta geçmişin sürekli kontrol altında tutulması. Zaten “Geçmişi kontrol eden geleceği de kontrol eder.” Burada verilen eğitim de aslında bunun temeli. Çocuklara sürekli Büyük Birader ve parti için propaganda yapılıyor, yeri geldiğinde ailesini bile şikâyet etmesi bekleniyor. Düşünsene, öyle bir çocuğun var… Allah korusun. (İspiyoncu p*ç yani.) Neymiş, o dönemde çocuk yapmasan da olur. Hikâyenin bir yerinde, nezarethane kısmında, Winston’un tanıdıklarından biri uykusunda Büyük Birader’e lanet okuduğu için öz çocuğu tarafından şikâyet ediliyor. Adam da bununla gurur duyuyor. Ben de buradan “Allah analı babalı büyütsün” diyorum. Hani çocuk yapmak demişken, zaten iktidar cinsel ilişkiye de karşı. Bunun için ayrı bir organizasyon bile var. İktidarın ilmik ilmik işlediği planda aslında tüm
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma
Yüzbaşının Kızı
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
DİKKAT! SPOİLER UYARISI! Kitabı çok beğendim ama okurken hep kötü bir an bekledim. Sanki kitabın sonunda “şimdi biri ölecek”, “şimdi birini asacaklar” gibi bir his vardı içimde. Bu benim karamsarlığımdan mı, yoksa Rus edebiyatının bende bıraktığı etkiden mi bilmiyorum. Genel olarak kitap çok güzeldi. Arka planında gerçek bir olayı işlemesi beni oturup Pugaçev’i araştırmaya itti; az da olsa Rus tarihi hakkında bir şeyler öğrenmeme vesile oldu. Teşekkürler Puşkin. Ortamlarda satarız artık bu bilgiyi Bir kürkün nelere kadir olduğunu da görmüş olduk. Demek neymiş? İyilik yap, denize at. Kitapta sevmediğim kısım ise Pugaçev’in, bir kuşatmanın ortasındayken birinin çıkıp “Abe kurban, yavuklumu götürüyorlar, hele hele onu kurtarmaya gideyim” demesine hemen inanması ve üstüne bir de kalkıp onunla gitmesi oldu. Adam Orenburg’u kuşatmış ve sonra kalkıp bir yetim kızı kurtarmaya gidiyor.. Tamam, sana kürk hediye etmiş olabilir ama bunun ana hedefinin önüne geçecek kadar önemli olduğunu düşünmüyorum. Üstelik o kişinin Çar’ın askeri olduğunu da hesaba katarsak… Bilmiyorum. Ama kitabın Puşkin’in elinden çıkmasının en güzel yanı içindeki şiirler. Özellikle bir tanesini buraya bırakmazsam olmaz: Şiir – 2 Fakat beni tutsak eden o gözler Her an karşımda duruyor Gönlüm hep onları özler Ruhum için için eriyor Neler çektiğimi gel gör de Maşa, acı bana, yan bana Unutmam seni bir an bile Sevgilim, inan bana...
1000Kitap
Yüzbaşının KızıAleksandr Puşkin · Can Yayınları · 036,9bin okunma
Cal Newport "Pür Dikkat"
9/10
·224 syf.··
2026 1. kitabı
Kitabı çok şaşırtıcı bir şekilde 1 aylık bir süreçte bitirdim. Çok beğendim, gerçekten çok güzel bir kitaptı. Hele ki hayatımda sigarayı yeni bıraktığım bir dönemde, hayatın anlam arayışının ve dikkat bozukluğunun zirve yaptığı bir noktada, sahrada su bulmuş gibi oldum. Çünkü kitap bana bu konuda yeniden odaklanma yöntemleri ve fırsatlar sundu. Kitaptan önce hayatımda odak dağınıklığım çok kötü bir hâl almıştı. O kadar kötüydü ki iş arkadaşım bir şey anlatırken en ufak bir fırsatta elim telefona gider, sosyal medyada bir şeyler kurcalardım. Kitaptaki çoğu fikir kafama uysa da bazı fikirler konusunda gri kalmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Mesela tamamen internetten ve sosyal medyadan kopma fikri gibi. Aslında mümkün ama bu konuda tamamen kopmak bana göre çok mantıklı değil. Çünkü sosyal medyanın dikkat dağınıklığı gibi dezavantajlarının yanında avantajları da var. Instagram Reels sayesinde yeni keşfettiğim oyunlar, yerler, fikirler, düşünceler; özellikle yemek mekânları hafife alınacak şeyler değil. Ama dediğim gibi hayatınızda tek bir sosyal medya kullanmanız ve bunu sınırlamanız şart gibi görünüyor. Gelelim “pür dikkat” çalışmaya… Kitap sonrası deneme amaçlı olarak, günde 1 saat; izin günümdeyse 2 saat derin odaklanma planı yaptım. Bakalım bu kitabın etkisi ne kadar sürecek? Yoksa ilerleyen zamanlarda balon gibi patlayacak mıyım? :) Kitabın kötü yanı ise anlamsız şekilde sürekli isim vermesi ve o isimleri sanki tanımak zorundaymışım gibi örneklendirmesiydi. Biraz kafa yorucu. Gerçi buna benim cahilliğim de diyebilirsiniz. Peki, soru gelirse: Mutlaka okunmalı mı? Evet, okunmalı. Güzel taktikler içeriyor. Hele ki bir akademisyenseniz kitaptaki taktikleri birebir uygulayabilirsiniz. Eğer benim gibi günlük çalışan bir personelseniz (örneğin şu an için bir
1000Kitap
PürdikkatCal Newport · Metropolis Yayınevi · 20192,775 okunma