Çocukluk ve gençlik dönemlerinde iyi bir öğretmen bulmak, o öğretmene vücudunuzun her uzvu ile sarılmak, onun gözlerinden hayatı öğrenmek, sevgiyi ve şefkati tatmak hayati derecede önemlidir. Temel aile eğitiminin ardından, o çok sevdiğimiz canımız öğretmenimizle hazırlanırız hayata, sorumluluklara... Bazen, bu beklenen sevgi dolu öğretmen çok geç gelebilir, üniversite döneminizde böyle bir şans kapınızı çalabilir. Tıpkı "Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları" adlı kitabın yazarı Mitch Albom gibi! Yazarımız Mitch Albom'un çok sevdiği üniversite hocasıyla gerçekleştirdiği buluşmaları ve hayat derslerini içeren "Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları", felsefik bir biyografi olma özelliğini taşıyor. Başından sonuna kadar gerek tebessümle gerekse gözyaşı dökerek okuduğum bir kitap oldu. Bana göre net bir şekilde herkesin kütüphanesinde yer alması gereken bir kitap! Ancak özellikle çocuklara, gençlere, hele de öğretmenlere ve öğretmen adaylarına mutlaka okutulmalı! 1997 yılında basılan bu kitap, uzun haftalar boyunca Çok Satanlar listelerinde kalarak dikkat çekti. Ardından 1999 yılında ise beyazperdeye uyarlandı.
Yazarımız Mitch Albom, eserinde öğretmeni Mori Schwartz'la yaptığı sözel söyleşilerden ve ses kayıtlarından yararlanıyor. Bu kitabı oluşturmasındaki en temel amacı çok sevdiği öğretmenini ve onun son büyük tezini tüm dünyanın tanıması, Mori Schwartz isminin ölümsüzlük kazanması! Kitapta yalın bir üslup benimsiyor Mitch Albom, günlük konuşma dilinin sadwliği hakim.. Bu sadelik ve öğretmenin tatlı tutumu, kitabın bir çırpıda okunmasını sağlıyor. Oldukça sürükleyici, sıkmadan ve okuru duygudan duyguya sokarak ilerliyor sayfalar... Kitabı okurken kendinizi adeta Mitch ve Mori ile yan yana otururken, onlarla sohbete katılırken buluyorsunuz. Empat özelliği yüksek bir kitap olduğu gibi, önemli sosyolojik çıkarımlar yapabiliyorsunuz. Evet felsefe ve sosyoloji açısından doyurucu bir eserle karşı karşıyasınız. Keşke yeniden bu eser film veya dijital platformlara dizi olarak uyarlanabilse!
Mitch Albom ve üniversitede sosyoloji profesörü olan Mori Schwartz ana kahramanlarımız... İkilinin tanışması Mitch'in üniversite yıllarına dayanıyor. Mitch o dönemler kolay kredi alabileceği dersler ararken, Mori Schwartz'ın dersini seçiyor. Böylelikle ikilinin dostlukları başlıyor. Öğretmen Mori, Mitch'in koçu oluyor. Üniversite sonrası, araya hayat ve geçim telaşı girince tam 16 yıl geçiyor. Bir gün görsel medyada öğretmenini bir programda gören Mitch, koçunun ALS hastalığına yakalandığını öğreniyor. Bu tedavisi olmayan bir çeşit sinir hastalığı ve insanı ölüme sürüklüyor. Mori her geçen gün pozitif bir şekilde ölümünü kabullenirken, onu kucaklıyor. En sevdiği öğretmeninden ayrı kalmak istemeyen yazarımızsa her Salı günü öğretmenini ziyaret etmeye başlıyor. Kendilerini "Salı insanları" olarak nitelerlerken, ikisi birlikte hayatlarının en büyük tezini gerçekleştirmeye koyuluyor. Her Salı buluşmasında Mori güç kaybetmiş ve ölüme yaklaşmış oluyor; ancak her buluşmalarında hayatla ilgili derin sohbetler gerçekleştiriyorlar. Buluşmalarında temel olarak ele aldıkları konular yaşam, ölüm, aile olma, evlilik isteği, toplumun bakış açısı ve yanlışları, korku, merhamet, yaşlılık, hayatın anlamını keşfetmek ve sevgi oluyor. Hasta yatağındaki bir sosyoloji profesörü, en sevdiği öğrencisine bir vasiyet, miras bırakıyor gibi de düşünebiliriz.