Bazen bir kitabı sadece kapağına bakarak, bazen de yalnızca adından etkilenip satın alırsınız. Eric Emmanuel Schmitt’in Şişmanlayamayan Sumocu kitabını da tam olarak böyle aldım. Kitabın adından, şahsen konunun ve dilin Menipposçu bir hiciv tadında olduğunu düşünmüştüm. Dil yer yer bu yönde bir vaatte bulunuyor gibi görünse de anlatı giderek ana karakterin Zen Budizmi ekseninde bir dönüşüm hikayesine bağlanıyor. Bu dönüşüm bende derin bir etki yaratmadı, bunda, kitabı farklı bir beklentiyle okumaya başlamış olmamın da bir etkisi var sanırım.
Yine de kitap, kısa formuna rağmen akıcı ve kişisel dönüşüme odaklanan bir anlatı kurabiliyor, okuru sıkmadan, yormadan finale kadar da taşıyor. Ancak final bölümünde, özellikle kimlik ve bağların çözülüş biçimi, daha önce defalarca gördüğümüz türden bir kolaylığa yaslanıyor ve hikayenin özgün tonunu biraz sıradanlaştırıyor.