Sislerin içindeki gerçekler...
Puan vermedi·240 syf.··
2026 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 20:00
Sis: İradesizliğin ve varoluşun anatomisi Miguel de Unamuno ’nun Sis'i bir roman okumaktan ziyade, puslu bir aynada kendi yansımanla kavga etmek gibi bir deneyim. Kitap boyunca Augusto Pérez denen o adama( benim eziğe) "Kendine gel artık!" diye bağırmak istiyoruz, çünkü karşımızda bir yetişkin değil, hayatın içine fırlatılmış ama henüz 'ben' olmayı becerememiş bir taslak(yarım çünkü)var. Ezikliğin Felsefesi: Augusto Pérez Augusto, edebiyat tarihinin(en azından benim okuduğum) gördüğü en iradesiz karakterlerden biri olabilir. Evden çıktığında hangi yöne gideceğine rüzgarın karar verdiği bir adamdan bahsediyoruz. Ya da bir sokak köpeğinin peşine takılıyor. Bir kadına aşık olduğunu fark etmesi bile sanki bir aydınlanma değil, "Herkes aşık oluyor, sanırım sıra bende" diyen bir çocuğun şaşkınlığı gibi. Onun bu "ezikliği", aslında Unamuno’nun bize kurduğu bir tuzak: Bir insan, kendi iradesini bir kenara bıraktığında sadece bir gölgeye dönüşür. Augusto da kitabın büyük bir kısmında sadece o sisin içindeki bir gölge. Rüzgar essin o sis dağılsın diye çok dua ettim ara ara:) Eugenia: Bir kaçış mı(sıkıştırılmış hayatından), bir kurgu mu? Augusto’nun Eugenia’ya duyduğu o hastalıklı saplantı, aslında kadına olan aşkından değil; kendi boşluğunu( hayatta annesi tarafından hep geride tutulmuş) doldurma çabasından kaynaklanıyor. Duyguları olduğunu yeni keşfeden birinin o çiğliğiyle, her şeyi eline yüzüne bulaştırıyor. Biz okurken onun bu acizliğine dişlerimizi sıkıyoruz ama o, kendi zihninin yarattığı o sisin içinde kaybolmayı, gerçekle yüzleşmeye tercih ediyor. Ve o meşhur "Tokat": Yazarla Yüzleşme Kitabın zirve noktası, o nefret ettiğimiz Augusto’nun, bizzat yazarın (Unamuno’nun) ofisine gidip hesap sorduğu o andır.( Tam dedim tamam oluyor, uyanıyor) İşte orada, o ezik adamın içinden devasa( enişteye özenmiş olabilir) bir varoluş isyanı çıkıyor. "Sen beni öldüremezsin çünkü sen de bir kurgusun!" dediğinde, aslında hepimizin içindeki o gizli korkuyu seslendiriyor: Ya biz de birinin rüyasıysak?( Ateşlediğim zaman çok kabus görürüm halüsinasyon tadında ben de o zamanlar hayal olduğumu rüyada yaşadığımı düşünürüm) Augusto’nun o sahnede yazarını (ve dolayısıyla ölümü) tehdit etmesi, onun kitap boyunca yapabildiği tek ve en büyük "yetişkin" hareketi. Bu olmasaydı benim için tam bir hayal kırıklığı olacak bir karakter idi. Burda saygımı kazandı. Ama... Aması sanırım spoiler olur. Sonuç Olarak... Sis, sadece bir adamın aşk acısını veya kararsızlığını anlatmıyor. Bize "Gerçekten var mısın, yoksa sadece sana söylenenleri mi yapıyorsun?" diye soruyor. Kitap bittiğinde Orfeo’nun o dilsiz bilgeliğiyle baş başa kalıyoruz. Ki ben bu kısmı hiç beklemiyordum , beni okur olarak en tatmin eden sahnelerden biriydi. İnsan, felsefe yapıp duran ama yaşamayı beceremeyen bir "konuşan hayvan" mıdır, yoksa o sisin içinden çıkıp kendi kaderini yazabilecek kadar cesur mudur? Augusto bu cesareti ancak öleceğini anladığında bulabildi. Bizim içinse hala bir şans var: Sis çöktüğünde durmak mı, yoksa yola devam etmek mi? Bence mutlaka okuyun!!!
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma
··
2 +1'leme
·
1.629 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu kitabı okuyalı uzun yıllar oldu. Benim de kesinlikle okunmasını tavsiye ettiğim eserlerden biridir. Unamuno’nun tabiriyle bu novila*daki (*Unamuno, eleştirmenlerin yapıtlarını roman türüne sokmamalarına aldırmayarak, "Benim yazdığım novella değilse, o zaman 'novila' oluversin." demiştir) olanla umulan arasındaki fark ve gerçekle kurgu arasında dönen çark okurları fazlasıyla şaşırtacak, üslubu ve imgelemiyle yazara hayran bırakacak, Unamuno da bu güzergahta nihai amacına ulaşmış olacaktır: (İncelemeden anladığım kadarıyla size de böyle bir etkisi olmuş.) “Karıştırmak gerek. Özellikle karıştırmak, her şeyi karıştırmak. Uykuyu uyanıklıkla, düşü gerçekle, özgünü sahteyle karıştırmak; bütün her şeyi tek bir SİSte karıştırmak.” Ayrıca, Unamuno’nun bu novilasındaki kurgusunun içine ustaca monte edilmiş mündemiçsel ve varoluşa dair sorgulatıcı etkisi olan derin ve çetrefilli mevzularla siyasi içerikli göndermeler, “Bütün soylu hikâyeler, görünen içerikle gizli içeriğin toplamından oluşur.” ifadesinin ne kadar doğru olduğunu gösterir niteliktedir. Sis’in 2006 yılında çekilmiş, Meksika yapımı bir filmi de var: youtube.com/watch?v=v01y3Mz... Yine, 2006 yapımı “Stranger Than Fiction”da Sis’teki gibi bir kurgu karakter ile yazarı arasında buna benzer paralellikte bir hikâye senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarılmıştı: filmmakinesi.to/film/lutfen-ben...
N❁
Gönderi Sahibi
Aaaa okurken filmi var mı diye düşündüm bakacaktım unuttum hatırlatma için teşekkür ederim ☺️ Kitaba gelecek olursak hala kafam yanıyor yorucu bir kitap. Kavga ede ede okudum bitince augustonun o kafasındaki sisi yazma ve aktarma açısından o kadar başarılı ki sisten başka hiç bir şey açıklayamazdı bu karmaşayı. Uzun zamandır bu kadar tat almamıştım okumaktan ve karışmaktan. Kitap bitince o karışıklıkta bi uyuşukluğa döndü kafamda. Lezzetli bir okumaydı:)
N❁
Gönderi Sahibi
Son zamanlarda kitaplardaki karakterlerle kavga etmek huyum oldu gibi. Ya da öyle denk geliyor.
👏🏻