Puan vermedi·72 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 00:55
"Bu öykü insanları delirtsin diye değil, delirmekten kurtarsın diye yazıldı." "Sarı Duvar Kağıdını Neden Yazdım?" başlıklı ön sözü Gilman bu sözlerle bitiriyor. Gilman, bu metni gerçekten yaşadığı "dinlenme tedavisi"ndeyken yazar. Yaşadığı psikolojik bir rahatsızlık sırasında uygulanan bu tedaviye göre reçete şudur: yazma, okuma, üretme, düşünme. Hepsini bırak. Sadece dinlen.Bu tedavi sırasında Gilman gerçekten zihinsel olarak çökmeye başladığını farkeder. Bu öyküyü yazmak onun için sessiz bir direniş dönüşür bir bakıma. Bu yüzden öykü bir korku hikâyesi değil, bir sistem eleştirisidir. Öykü ilk bakışta “lohusalık sonrası depresyon yaşayan bir kadının psikolojik çöküşü” gibi okunabilir. Ama feminist okumada mesele çok daha sert bir yerde duruyor. Kadının yazması yasaklanıyor, düşünmesi “zararlı” görülüyor, kendi bedeni ve zihni üzerinde söz hakkı elinden alınıyor. “Sen hastasın, ben doktorum, en iyisini bilirim” diyen paternalist bir erkek otoritesi var. Kocası John’un tavrı sevgi maskesi altında kontrol aslında. İyiliği bile bir tahakküm biçimi. Duvar kağıdı ise bastırılmış bilinç, ev içi hapis, kadının kendi zihninde sıkışmasını temsil ediyor. O kağıdın arkasında sürünen kadın figürü aslında anlatıcının kendisi. Finalde “onu kurtardım” derken kendi akıl sağlığını değil, bastırılmış özünü serbest bıraktığını görüyoruz. Ama ironik olan şu ki o artık topluma göre “tamamen delirmiş”bir kadına dönğşüyor. Kitap Sarı Duvar Kağıdı dışında 3 öyküden daha oluşuyor. Beni en çok etkileyen diğer öykü de Ben Cadıyken isimli öykü oldu. Ben Cadıyken'de ise bastırılmış öfkenin serbest bırakıldığını görüyoruz. Kadın bir anlığına güç sahibi olduğunda ne oluyor? Toplumsal düzen çatırdıyor. Gilman burada şunu söylüyor: Kadınların öfkesi bireysel değil, yapısaldır. Bu da bugün hâlâ geçerli. Kadın öfkesi “abartı” diye küçümseniyor ama o öfke aslında birikmiş adaletsizliğin sonucu. Delilik diye etiketlenen şey bazen sistemin reddi oluyor. Öyküler bana mücadelenin sıfırdan başlamadığını gösterdi. Bugünkü öfkenin köksüz olmadığını anlıyorsunuz okuyunca. Ama bu ne yazık ki insanı hüzünlendiren bir şey aynı zamanda “Yüzyıldır direniyoruz, hâlâ aynı şeyleri yaşıyoruz." diyerek öflelenmenize de sebep oluyor. Bu kadar geç okuduğum için pişman oldum. Ama içimdeki öfkeyi tazelediği için de mutlu oldum. 8 mart öncesi için güzel bir zihinsel hazırlık oldu.
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,787 okunma
·
33 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.