Gönderi

SİGARA, İÇKİ, ESRAR vb. kötü alışkanlıklar büyük bir CEHALLETtir.
-O zaman ruhsal bunalım, sağlıksızlık olarak bedende kendini gösteriyor, diyebilir miyiz? -Arif Bey, sizinle ilk karşılaştığımız zamanki durumunuzu hatırlayın. Kafanızın karışıklığı, karamsarlığınız, umutsuzluğunuz devam etse idi, sigara içen, akşamları kafayı çeken biri haline gelmeniz kolay olurdu, öyle değil mi? -Evet, olurdu. Hatta, size söylemedim, sizinle konuşmaya başlamadan üç ay önce, sigara içmeye başlamıştım. Ama, günde beş-altı tane içiyordum. Sizinle beraberken, sigara ile ilgili tavrınızı bildiğim için sigara içmekten kaçındım. Fakat şimdi, sigaraya hiç istek duymuyorum. Kendimi adamaya başladığım ideallerimi gerçekleştirmek için uzun yıllar sağlıklı olmam gerektiğini biliyorum. -Hayatınıza anlam, doyum ve coşku girdi mi, sigara gibi sağlıksız alışkanlıklar gider, kaybolur. -Evet, bende öyle oldu. O zaman şunu söyleyebilir miyiz, Doğan Bey: Eğer, bir insan sağlığına önem vermiyor ve kötü alışkanlıklarını devam ettiriyor ise, o insanın hayatında anlam, doyum, ve coşku bunalımı vardır? -Evet. Şimdi bizim bu konuşmamızı dinleyen sigara içen insanların bazıları... - Örneğin kimler? -Yani, toplumda yerleri olan, mevkileri olan, meslek sahibi insanlar. Onlar bizim bu konuşmamızı dinliyor olsalar idi, söylediğimizi aşırı bulacaklardı ve sigara içmenin, içki içmenin abartılmaması gerektiğini söyleyeceklerdi. -Gerçekten de tanıdığım sigara içen ve içki içen birçok saygı değer insan var. -Benim de var. Bunlardan bazıları, bizim sağlıksız dediğimiz davranışları sağlıksız görmedikleri için, o davranışı yapmaya devam ederler. -Yani bilinçleriyle sözleri ve eylemleri tutarlılık içindedir. -Evet, tutarlılık içindedir. Bu nedenle kişisel bütünlük içindedirler. -Peki nasıl anlayacağız bu davranışları sağlıksız görüp görmediklerini? -Çok basit bir test var. -Nasıl bir test? -Bu kişilere şu soruyu sorun: "Çocuğunuzun da böyle bir davranış içinde olmasını içtenlikle ister misiniz?" İçtenlikle "evet," diyenler kişisel bütünlük içindedirler. -Ya, "hayır," diyenler? -Orada kişisel bütünlükten yoksunluk var. Kendilerinin 'müptela' olduklarını biliyorlar ve çocuklarının olmalarını istemiyorlar. -Ama, bunu da açıkça söyleyebilmek, bir tür kişisel bütünlük değil mi? -Evet, dürüstlük. Bunun zararlı olduğunu açıkça söyleyip, kötü alışkanlıklarının esiri olduklarını söyleyenleri takdir ederim. Bir de, bildiği halde, bir sürü zihinsel oyunlarla kıvırmaya çalışanlar var... -Nasıl kıvırmalar? -"İnsanın hayatta zevk alacağı şeyler olmazsa, ot gibi yaşamak neye yarar," gibi. -Ama, doğru değil mi? Ot gibi yaşamak neye yarar? -İnsan doğduğu zaman muhteşem bir yaşamı gerçekieştirmek için geliyor, ot gibi yaşamak için değil. Kişi bir savaşçı gibi yaşadığı zaman yaşanabilecek en güzel duyguları, coşkuları yaşar. Don Juan, Carlos'la konuşurken bir keresinde, "Savaşçının dışarıdan hiçbir şeye gereksinmesi yoktur," der. "Yaşam denen bu muhteşem yolculuğu yapman için her şeyin var. Sana, gerçek bir insan olarak yaşamanın savaşçı olarak yaşamakla mümkün olabileceğini göstermeye çalışıyorum. Yaşamın kendisi yeterlidir, yaşamın dışarıdan açıklamaya ihtiyacı yoktur, kendi kendini açıklaycıdır ve tamdır." "Arif Bey, yaşamın kendisinde var olan bu muhteşemliği görmeyip, bunu içki, sigara, esrar ve diğer kötü alışkanlıklarda aramak, bu kötü alışkanlıklar olmadığı zaman insanın yaşamının 'ot gibi' olacağını söylemek büyük bir CEHALETtir. -Ama, böyle söyleyen insanlar, yüksek eğitim almış insanlar. Bunlara cahil diyebilir misiniz? -Zihinsel bilgi ile kişi aydın kişi haline gelebilmiş olsa idi, sizin konuştuğunuz bazı deneyimli öğretmen arkadaşlarınıza da aydın kişi demek gerekirdi. Benim söylediğim cahillik, bilgelik yönünden bir cahillik. SavaşçıSavaşçı Doğan CüceloğluDoğan Cüceloğlu
Alıntı
·
27 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.