Puan vermedi·104 syf.····Okunma: 27 Şubat 2026 11:48 İran edebiyatının önemli eserlerinden olan fakat İran’da basılması hala yasak olan bu eser, bana oldukça ağır ve derin geldi. Kitabı anlamak için yarısından tekrar başa alıp tekrar okudum. Okudukça Schopenhauer’ın karamsarlığını gördüm eserde. Sadık Hidayet’in hayatına bakınca kendisinin 20 li yaşlarda intihar girişiminin başarısız olduğunu, 48 yaşında intihar ederek öldüğünü öğrendim. Hayata hep karamsar bakan ve bu sebeple hayatı anlamlandıramayan yazar, kitapta öldükten sonra başka bir dünyaya gitmek istemediğini çünkü daha bu dünyayı çözemediğini ifade eder.
Kitabı anlamak için o buhranı, psikolojik karamsarlığı hayatınızın bir döneminde yaşamış olmanız gerekiyor. Bence bir kez değil ara sıra açıp okuyup tekrar tekrar ne hissettiğini sorgulamalı insan. Kitabın gerek dilinden gerekse kullanılan betimlemelerin ağırlığından dolayı bu gerekli diye düşünüyorum.
Kitap iki farklı hikaye gibi veya bir kişinin iki farklı kişiliği gibi diyebiliriz. Başta bir kadına tutunan onu karanlık hayatında bir ışık olarak tasvir eden adamın duygu derinlikleri işlenirken ikinci kısımda kendisiyle hiçbir zaman birlikte olmayan adamın eşi hakkındaki duyguları ve acısı dile getirilir. Belki de tüm bunlar ölümün gölgesi üzerine çökmüş adamın zihnindeki son hatıralardır. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere “baykuş” ölümü hatırlatır. Başına eklenen “kör” sıfatı ise bana göre gerçekleri zihnin oyunları ile, bilinçaltının yoğunluğunda gören ölümü bekleyen derin bir adamı çağrıştırır.