Ama ben zekanın tek başına hiçbir anlam taşımadığını öğrendim. Burada, sizin üniversiteniz de zeka, eğitim ve bilgi büyük idoller haline gelmiş. Ama şimdi biliyorum ki, hepinizin atladığı bir şey var: sevgi ve şefkat eli degmeyen zeka ve eğitim beş para etmez.
Sevgi alma ve sevgi verme yeteneğinden yoksun olan zeka, zihinsel ve ahlaki çöküşe, nevroza ve muhtemelen psikoza bile yol açar. Ve ben merkezci bir amaca odaklanan ve insan ilişkilerini dışlayan bir beynin, sadece şiddete ve acıya neden olacağını da eklemek istiyorum.
İbrahim bey. Biz bir şirketiz. Fidye için çocuk kaçıran mafya örgütü değiliz.
Ne fark eder ki? Amaç para kazanmak değil mi?
Fark ahlaki. Fark, biz ahlaksız değiliz. Fark, fidyeciler ahlaksız. Biz piyasa talebini karşılıyoruz. Belki bir gün fidyecilik de yasal bir iş sayılacak ama bugün değil. Neydi şu ünlü söz; bir fonksiyonu ve organize piyasası varsa, cinayet bile suç olmaktan çıkar.
-Hepsine çare bulunur. İşte senin sihirli cümlen. Her şeyin çaresi olduğunda peşine inanmak. Nedensiz iyimserlik.
+ bilimsellik ilgisi yok. Aksine sen kötümsersin. Neden inatla dünyanın sonunun gelmesini bekliyorsunuz? Yani sen ve senin gibiler! Sanki bunu istiyorsunuz. Bir şey olsa da aldığınız pahalı oyuncakları kullansanız! Elektrik olmasa da nükleer tencereni çalıştırsan! Birileri evini yağmalamaya kalksa da lazer topunu onlara çevirsen! Güvenlik robotun Şok tabancasını ateşlese! Haberleşme uyduları yansa da uzun mesafe telsizleri kullanmak için fırsat olsa. Neden? Dünyanın kötüye gittiği falan yok. Yatakta ölme düşüncesini sıkıcı bulduğunuz için göktaşı felaketi peşinde koşuyorsunuz. Belki de ölürken herkesin sizinle gelmesini istiyorsunuz. Arkada canlı ve eğlenen bir dünya kalmasın!