Puan vermedi·638 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Şubat 2026 14:57 Merhaba. Bu ayın okuduğum son kitabı Madame De Staël “Almanya Üzerine” adlı antropoloji-etnoloji edebî çalışması oldu.
Devrimin öncesinde siyasi konulara ilgi duyan yazar, yazdıklarının sakıncalı bulunması sebebiyle birkaç kez sürgün edilir. Kitapları sansüre uğrar.
Özgürlüğünün kısıtlanmasına göz yumarken haince bir darbe ile sarsılır. Sırf onunla iletişime geçen, görüşen, destek veren dostlarının sürülmeleri onun için bardağı taşıran son damla olur. Ve sürgünün hükmünü yerine getirerek Almanya gibi pek çok yere seyahati başlar.
Bu kitap yazarın, Almanya'daki seyahatinden izlenimlerini, Alman halkının kültürüne, günlük yaşamlarına, ideolojisine, edebiyatına, felsefesine, dini görüşlerine kadar kapsamlı ve detaylı analizleri içinde barındırıyor.
Şahit olduğu ilişkileri, olayları ve Alman insanının kişisel karakter çözümlemesini titizlikle ortaya döker.
En ilgiyle okuduğum bölüm başlıkları
Goethe Wertherin Acıları ~ Faust ve Jeanne dʼArc oldu.
Madame De Staël, Alman edebî yazarların yazdığı metinlerin tahlillerine, düşünürlerin, filozofların felsefi görüşlerine, dinsel teolojiye kadar derinlere inerek bilgi birikimlerini bizlere şeffaf bir üslupla sıkça sanatsal anlatım kullanarak yer yer de eleştirel bir anlatımla dile getirir.
#kitapalıntıları
~... Bütün şiddetine rağmen özgürlüğümün böylesine gasbedilmesine rıza gösteriyordum ki, son bir darbe, durumumu tahammül edilemez hale getirdi. Gelip beni görmek kadirşinaslığında bulunan dostlarımdan bazıları sürüldü. Artık bu kadarı da fazlaydı. Talihsizliğini başkalarına da bulaştırmak, sevdiklerine yakınlık göstermeye cesaret edememek, onlara yazmaktan, adlarını anmaktan korkmak, sırasında size sevgi gösterenlerin yüreğinizi titreten sıcaklığına ve korkunun doğurduğu en kurnazca bayağılıklara maruz kalmak, insanca yaşamak isteyen biri için katlanılacak bir durum değildi.
~Bir ulusun başka bir ulusun boyunduruğunda olması doğaya aykırıdır.
~Almanlar çoğu zaman ancak kitaplara konması uygun olacak sözleri sohbetlerine karıştırma hatasına düşerler. Fransızlar ise kimi zaman sadece sohbet esnasında sarf edilmesi uygun düşecek sözleri kitaplara naklederler. Bizler yüzeyselliği o kadar tüketmişiz ki, zarafette bile özellikle çeşitlilik açısından biraz daha derine dalmayı denememiz gerekecek sanırım.
~Almanların karakterlerini belirleyen zekâdan çok hayalgücüdür.
~Alman yazar kendi okurunu biçimlendirir. Fransa'da ise okurlar yazarlara hükmederler.
~Goethe'nin karakterindeki huysuzluk, rahatsızlık, baskı gibi kusurlar dahi, onun dehanın zirvesine taht kurduğu dağın eteklerinden birer bulut gibi geçip gider.
~Werther, dünyanın en güzel kadınının sebep olduğundan daha çok intihara sebep olmuştur. Şiir, felsefe, özetle ideal, Almanlar üzerinde doğadan ve hatta tutkulardan çok daha büyük bir nüfuza sahiptir.
~Madem güzel olan hayranlık daima Tanrı'yla ilişkilidir, madem güçlü düşüncelerin verdiği atılım bizi kökenimize götürür, o halde niçin sevmek yeteneği, şiir ve felsefe imanın mabedinin sütunları olmasın?