·192 syf.····Okunma: 22 Şubat 2026 23:09 Livaneli ne yazsa okurum dediğim bir yazar ve bu eseri de son zamanlarda çok popüler olmuş , çoğu kişi tarafından beğenilmemiş olmasına rağmen merakla okumaya başladığım bir kitap oldu. Çoğu kişinin aksine sıfır beklentiyle başlayarak beğendiğim bir eser oldu benim için...
Konusundan kısaca bahsedersem;
Selim, karısı Leyla ve küçük kızı Zeynep'den hiçbir suçu yokken, sadece dönemin aydınları arasında olması, yazılar yazması nedeniyle koparılarak hapse atılır. Burada hücre arkadaşlarıyla türlü işkencelere maruz kalırken ailesine kavuşmak için günleri sayar. Eser boyunca Selim'in esaretin sebepsizliğini, aynı durumda olan diğer hücre arkadaşlarıyla yaşadıklarını, devletin o dönemki aydınlara bakış açısını, haksızlığı, aile bağlarını, aşkı , Türkiye'nin o dönemlerdeki siyasi durumlarını ve diğer gelişmiş ülkelerle aramızdaki hukuk sistemi farkını okuyoruz.
Öncelikle Livaneli dili her zamanki gibi akıcı ve sert eleştirilerle doluydu. Gerçekten yazarımızın açık sözlülüğüne, her cümlesindeki vurguladığı alt mesajlara, değindiği her noktaya ve bu noktalara değinirken bir olay örgüsünde hikaye anlatışına bayılıyorum. Çok akıcı bir kitaptı ve hızlıca bitti.
İşlenen konu gerçekten etkileyiciydi. Evet diğer Livaneli eserleri kadar etkilenmedim bu belki de kısa bir kitap olmasından kaynaklı am ayine de bazı noktalarda durup düşündüğüm, gözlerim dolu okuduğum oldu.
Değinilen konu etkileyiciydi. O dönemdeki zeki gençlere, aydın kesime, sesini çıkaran ve susmayan , kendi düşüncelerini dile getiren okumuş kesime yapılan haksızlık beni çok etkiledi. Selim'in çoğu yerde suçunun olmayışını vurgulayışı, yapılan haksızlığı çok net dile getirişi ve en vurucu olan ise bu kesime yapılan işkencenin vatan haini, teröristlere, katillere bile yapılmadığını belirttiği kısmıydı. Kanım dondu okurken... Siyasi olaylar nedeniyle insanlara yapılan bu işkenceler neden diye sorguladım. Boşa geçmiş bir hayat... hiçe heba edilmiş bir hayat... Selim çoğu noktada eğer bu çektiğimiz çile bir işe yarayacaksa razıyım ama o da yok diye düşünüyordu. O kadar haklı buldum ki düşüncelerini, söylediklerini...
Eseri beğenmeyenler bence bir aşk romanı bekledikleri için beğenmemiş olabilirler çünkü konusu arka kapakta o şekilde gibi gösteriliyor ama kesinlikle yanlış. Evet Leyla ve Selim'in aşkı var ve bir kısımda anlatılıyor (başlarda özellikle) ancak asıl değinilmek istenen şey asla bu aşk, kavuşamama , ayrı kalma değil. Bu da var tabi kii , sonuçta Selim'in cezaevinde oluşu sırasında Leyla'nın dışarda tek başına nasıl zorlandığı, insanların Leyla ve kızına bakış açısı, özlem, mektuplaşmalar ve bekleyiş, sadık kalış var ama asıl odaklanmamız gereken şey yazarın devlete ve o dönemki yapılan haksızlara karşı çığlığı, eleştirisi. Çok güçlü bir eleştiriydi bence. Özellikle Selim'in rüyasında devletin başındaki kişiyle olan diyaloğu beni çok çok etkiledi. Gerçekten çok güzel aktarmıştı yazarımız o devletin başına geçip kendine karşı gelebilecek, halkın uyanmasını engellemek için okumuş kesimi ortadan kaldırma isteğinin çıkış noktasını. Buradaki her satırın altını çizmek istedim. Gücü ancak halkı korkutarak elde edebileceğini söylüyordu. En çok da kendisi korkarken...
Karakter analizi yapabileceğim bir kitap değil çünkü çok derinlemesine karakterler anlatılmıyor ancak Selim'in cezaevindeki psikolojisi güzel aktarılmıştı. Korkusu, insanlığı, öfkesi, şaşkınlığı...
Özellikle sonundaki İsveç'de geçen kısımlardan da etkilendim. Ülkemizin o dönemiyle batı ülkelerinin adalet sistemi çok ince şekilde eleştirilmişti.
Sona bağlanışı biraz hızlıydı belki de eleştirebileceğim tek nokta bu oldu eserde. Yine de çok rahatsız etmedi beni.
Ben gerçekten beğendim. En sevdiğim Livaneli eserleri arasında olamaz ama etkileyiciydi. Deniz Gezmişler'i araştırma isteğiyle kapattım kitabı ve o dönemlere gittim gibi oldu tekrardan. Çok güzel bir eleştiri , yapılan haksızlıklara karşı çığlık atış kitabıydı. Etkileyici! Herkese öneririm.