Gönderi

9/10
·1808 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 00:00
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım) bir savaş romanından ziyade bir aile romanı, bir büyüme kitabı. Kitaba başlamadan herkesin yaşadığı o önyargıyı bende yaşıyordum. Yıllardır kitaplığımda olsa da cesaret edip bir türlü başlayamamıştım kitaba. Çok fazla karakter olması, savaş sahnelerinin yoğunluğu gözümü korkutuyordu ancak okumaya başladıkça şunu fark ettim: Tolstoy bu karakterleri kalabalık olsun diye yazmamış; her biri gerçekten yaşayan kişiler gibi gelmeye başladı okudukça. Bir süre sonra isimler yerine oturdu tıpkı, yakın tanıdığım ve uzaktan tanıdığım kişiler gibi. Kitap boyunca Rus aristokrasisinin salon hayatını ve Napolyon Savaşları'nın cephe gerçeğinin paralel bir şekilde görüyoruz. Bir yanda balolarda yapılan evlilik hesapları, miras meseleleri, diğer yanda cephede ölüm, korku ve anlamsızlık duygusu var. Birinci cilt daha çok tanışmalar, hayaller ve yaşanan ilk hayal kırıkları üzerinde ilerliyor. En önemli ana karakterler Pierre Bezuhov, Andrey Bolkonski ve Natasha Rostova. Pierre, gayrimeşru da olsa babası ölünce büyük bir zenginliğin mirasçısı oluyor. Hayata karşı idealleri var ancak daha yönünü bulamamış bir karakter. Pierre'in Helene ile anlamsız bir evlilik yapması yaşadığı içsel bunalımı arttırıyor. Sürekli bir anlam arayışına giriyor. Bu anlayışla masonluğa yöneliyor ancak yine de tam o huzur hissini bulamıyor. Andrey, Liza ile evliliğinden sıkılmış ve hayatta 'büyük' bir şeyler yapmak istemektedir. Bunun için savaşa gitmeye karar verir. Bu ilk cildin dönüm noktası Austerlitz Savaşı'nda, Andrey'in yaralı bir şekilde gökyüzüne bakma sahnesi çok dokunaklı ve unutulmaz bir sahne oldu benim için. Andrey, o anda savaşın ne kadar boş olduğunu fark ediyor ve hayatının ilk kırılma noktasını yaşıyor. Tolstoy burada, savaşı kahramanlık üzerinden değil, karmaşa ve tesadüf üzerinden anlatıyor. Napolyon'un sıradan bir asker hatta bazen silik biri gibi anlatılması da dönemi için gayet cesur bir davranış diye düşünüyorum. Savaş sonunda içine kapanan Andrey, tüm umutlarını kaybetmiş gibi, Ta ki Natasha ile tanışana kadar. İlk cildin sonun gelirken fark ettiğim Tolstoy, insanın sürekli değişen bir varlık olduğunu göstermesi oldu. en aklı başındaki karakter bile hata yapıp, en zayıf görünen çok derin kararlar alabiliyorlar. İkinci cilt, 1812 savaşı ile açılıyor. Napolyon'un Rusya'ya girişi ile artık savaş arka planda değil direkt herkesin hayatının içindeki bir gerçek haline geliyor. Borodino Savaşı'nı okumak biraz zorladı açıkçası. Çok yoğun ama aynı zamanda çok kaotik bir anlatım vardı. komutanlar bir sürü plan yapıyor ancak her şey tesadüflerle ilerliyor. Tolstoy burada tarihi sadece tek bir irada değil, binerce küçük hareket belirliyor diyor bizlere. Sonrasında Moskova'nın boşaltılması ve şehirde çıkan yangının aslında bir dönemi de yaktığını görüyoruz. Bu kaosun içinde kalan Pierre, ilk kez sade bir yaşamla aradığı anlama bu kadar yaklaşıyor. Bir de Platon Karatayev ile karşılaşınca tam bir ruhsal kırılma yaşıyor. En çok üzüldüğüm sonlardan biri de Andrey'in yaralanması ve yavaş yavaş ölüme yaklaşması. Ama dingin bir ölüme sahip oldu. Başta ne kadar şan ve şöhret arayan bir adamken, sonunda affetmeyi ve kabullenmeyi öğreniyor. Onun ölümü savaşın tüm kahramanlıklarını alp götürüyor. Romanın sonuna doğru tekrar ailelere geri dönüyoruz. Natasha ve Pierre'in olgun halleri daha sakin ve daha derin bir sevgiye bırakmış kendini. Nikolay'ın başta samimi, dürüst biri iken toprak sahibi olarak yaşadığı dönüşüm beni biraz rahatsız etti. Sanki sistemin bir parçası gibi davranıyordu. Fakat, Maria ile olan ilişkisinin onu daha adil ve yumuşak biri yapması çok sevdiğim noktalar oldu. İnsan tamamen iyi yada kötü olamaz; bulunduğumuz konum bizi değiştirir ve tekrar şekillendirir. Maria'nın başta sessiz, silik bir tip olması ama zamanla romandaki e sağlam karakterlerden birine dönüşmesi, onu romanın ahlaki merkezlerinden birine dönüştürdü. Güçlü olmanın her zaman yüksek sesle konuşarak ya da savaşarak değil de sessiz bir direnişle de olabileceğini gösterdi bize. En dokunaklı noktalardan biri de Andrey'in oğlu Nikoluşka'nın Pierre'i örnek alması oldu. Pierre ne kadar kusurlu biri olsa da, samimi bir iyiliğe sahip olması, Nikoluşka'nın 'insan olma' çabasına ilham oldu. b durum romanın geleceğe dair umudunu anlatıyor gibi geldi. Büyük idealler değil, iyilik, vicdan, dürüstlük kalıcı olan şeylerdir. Savaşlar olacak, insanlar ölecek, idealler yıkılacak ama insanların içindeki merhamet ve iyilik hep orda kalacak. İki ciltte de asıl mesele savaş değil, olgunlaşma süreci idi. Kimisi bunu acıyla, kimisi aşkla, kimisi kayıpla öğrendi. Ama hepsi bir şekilde öğrendi ve değişti.
Edebiyat
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202125,9bin okunma
·
373 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kalemine sağlık. Müthiş bir klasikti. Burjuva sınıfını, soylu kesimi, evlilik sistemini hatta bu eserinde ince ince işleyip hicvetmiş yazarımız. Kadın karakterler üzerinden kadın sorunlarını, dönemini; sosyal yanıyla siyasi yanıyla anlatmasıyla iğreti olmuyoruz okurlar olarak... her şey yerli yerince akıp gidiyor değil mi?
ELİF
Gönderi Sahibi
Başta çok korksam da sonradan o kadar sevdim ki, sanki tanıdığım insanlar hayatımdan çıkmış gibi hissediyorum. Çok müthiş bir eserdi. Tadı damağımda kaldı :)