10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 00:00
"YEDİ GÜNLÜK SESSİZLİK" "Herkesin konuştuğu bir dünyada, sessiz kalmak bir direniş midir?" Kitabin kalbinde yankılanan bu soru ve dijital çağın en rahatsız edici çelişkilerinden birini vurguluyor. Sürekli bağlıyken hiç olmadığımız kadar yalnızız. Biz sessizliği hep bir "ara" ya da "mola" olarak kodluyoruz. Oysa Cem'in hikâyesi bana bambaşka bir ihtimali fısıldıyor — belki de sessizlik, dijital çağın yeni kalıcı varoluş biçimi olabilir. Cem'i farklı kılan ne? Satır aralarında öyle bir detay var ki gözden kaçırmak mümkün: Cem sosyal medyaya mesafeli durduğu için "daha net görüyor." Burada ilginç bir paradoks var. Çağımızın temel dayatması şu: Görünür olmak, var olmaktır. Instagram hikâyeleri, tweet'ler, paylaşımlar... Hepsi bir "ben buradayım" çığlığı. Peki ya görünmez olmak, kaybolmak değil de aksine daha güçlü bir varlık biçimiyse? Sabah uyandığımızda elimiz telefona gidiyor. Kahvaltı sofralarında gözlerimiz ekranlarda. Akşam sevdiklerimizle aynı odadayken aslında bambaşka dünyalarda yaşıyoruz. Cem'in hikâyesi bu noktada başlıyor: Annesini kaybetmiş, babasıyla aynı evi paylaşan ama onunla hiç karşılaşmayan bir genç. Cem'in sosyal medyaya mesafeli duruşu, onu "eksik" ya da "uyumsuz" kılmıyor. Aksine, yazarın ustalıkla işlediği gibi, bu mesafe Cem'in etrafındaki dünyayı daha net görmesini sağlayan bir berraklık kazandırıyor. O, kelimelerden çok bakışlarla, paylaşımlardan çok hatıralarla yaşıyor. Bir parkta başlayan masum bir meydan okuma, Cem'i yedi gün sürecek bir dijital sessizliğe sürüklüyor. Telefonlar kapanıyor, hesaplar kilitleniyor, maskeler düşüyor. Cem, İpek, Emre, Kader ve Tuna... Çocuklukları aynı sokakta geçmiş beş arkadaş. Aynı sokakta büyümek aynı hayatı yaşamak değil. Her biri kendi hikâyesinin içinde, kendi gerçeğiyle boğuşuyor ve bunları birbirlerinden gizliyorlar.Yakınlık sandığımız şey, çoğu zaman sadece coğrafi bir tesadüf. Aynı mekânları paylaşmak, aynı anılara sahip olmak, otomatik olarak duygusal bir yakınlık getirmiyor. Hele hele dijital çağda, yan yana otururken bile bambaşka dünyalarda yaşamak mümkün. Cem zaten çevrimdışı bir karakter. Ama arkadaşları, dijital dünyanın hayatlarını nasıl ele geçirdiğinin farkında bile değil. Bu belki de kitabın en rahatsız edici gerçeği: Balığın suyun farkında olmaması gibi, biz de içinde yaşadığımız dijital çağın farkında değiliz. Sürekli çevrimiçi olma hali, gerçek sohbetlerin yerini yüzeysel paylaşımlara bıraktı. Bildirimler, beğeniler, yorumlar... Bunların hepsi aslında birer ikâme. Samimiyetin, yakınlığın, gerçek temasın yerini tutmaya çalışan zavallı vekiller. Bir akşam parkta otururlarken aralarındaki bağın giderek zayıfladığını hissederler. Bu farkındalık anı, kitabın dönüm noktası. Hep birlikte bir karar alırlar: Yedi gün boyunca sosyal medyadan ve tüm dijital dünyadan uzak duracaklar. Başta bir meydan okuma gibi görünen bu karar, beklenmedik bir yüzleşmeye dönüşür. Bildirimler sustuğunda geriye ne kalıyor? Cevap, pek de konforlu değil: Bastırılmış duygular, kırılgan ilişkiler, ertelenmiş hesaplaşmalar ve herkesin kaçtığı gerçekler. Sessizlik, sandığımız gibi huzur getirmiyor; aksine yüzleşmesi en zor olan şeyle, yani kendimizle karşı karşıya bırakıyor bizi. Görünür olma zorunluluğunun dayatıldığı bir çağda, görünmez kalmayı seçmek bir kaçış değil, aksine büyük bir cesaret. Cem'in hikâyesi, susarak anlatanların, görmeden hissedenlerin ve hâlâ "gerçek" bir temas arayanların hikâyesi. Dijital gürültünün ortasında içedönük bir duruş sergilemek, çağın akışına kapılmaktan çok daha zor belki de. Sokaklar, parklar, meydanlar... Dijital çağın yeni mabedleri bunlar. Belki de Altunkaş'ın bize söylediği şu: Gerçek hayat hâlâ oralarda bir yerde, asfaltın altında, ağaçların arasında. Sadece görmeyi unuttuk. Peki Ya Sonra? Kitabı okurken şunu düşündüm: Ya sessizlik bir tercih değil de bir zorunluluksa? Ya herkes kadar konuşamadığımız, herkes kadar görünür olamadığımız için mi sessiziz? Cem'in sessizliği bir lüks mü yoksa bir kader mi? Herkesin konuştuğu ama kimsenin duymadığı bir dünyada, belki de en büyük direniş gerçekten sessiz kalabilmek. Ama önce, sessizliğin içinde kendimizle yüzleşebilmek. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Yedi Günlük SessizlikGüneş Altunkaş · Destek Yayınları · 202635 okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.