Puan vermedi·88 syf.··
2026 4. kitabı
Öncelikle kitap Berlin’i anlatırken kentin gündelik yaşam alanlarına ve semtlerine çok sayıda atıfta bulunuyor. Dolayısıyla Berlin’i iyi bilmeyen okur, sık sık “Burası nasıl bir yer ki karakterler böyle hissediyor?” sorusuyla karşı karşıya kalıyor. Ama bu mekan işaretleri yalnızca coğrafya değil, romanın asıl meselesi olan aynılaşmış kozmopolit hayatın dilini kuruyor: Semt isimleri, kafeler, ev estetiği, parti kültürü… İtalyan yazar Latronico, mutluluktan ziyade doğru görünen hayat anlayışını, üniversite mezunu,hali vakti görece yerinde olan Y kuşağının suratına tokat gibi çarpıyor. Teknoloji ve sosyal medyayla birlikte peşine düşülen “kusursuz hayat” fikrinin, yakından bakınca ne kadar kusurlu ve grotesk olduğunu gösteriyor. Üstelik bu kusursuzluk arayışı çoğu zaman özgün bir arzu değil, sosyal çevrede ve sosyal medyada görülen hayatın aynısını yaşama isteği, yani bir tür kopyalama refleksi. Sonuçta ortaya çıkan şey, iyi hayattan çok, iyi hayatın vitrini. Kitaplardan yapılan çıkarımlar sübjektiftir. Elbette üniversiteyi yeni bitirmiş, 20’li yaşların başındaki bir genç bu kitapta anlatılanlardan büyük bir heyecan duyabilir. Fakat kitabı 40 yaşında okuyan biri, bu anlatının bizim kuşağın 20’lerin başından 30’ların sonuna akan hayatının Berlin gibi şehirlerde nasıl bir dile kavuştuğunu gösterdiğini daha net fark ediyor: aynı kelimeler, aynı zevkler, aynı tercihler… Sosyal medya ve sosyal çevre bu dili pekiştiriyor, kusursuzluk ise onun öne çıkarılan kelimesi oluyor.
KusursuzlukVincenzo Latronico · Yapı Kredi Yayınları · 2026173 okunma
·
220 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.