Puan vermedi·108 syf.····Okunma: 25 Şubat 2026 00:00 "ÖYLEYSE VURUN BALTAYI"
"Şu an yazmaya karar kıldıysam sadece ve sadece kendimi gölgemle tanıştırmak isteyişimdendir. Duvarın üzerinde eğilip duran ve ne yazarsam iştahla yutan gölgem!"
Görünmeyen yaraları, bastırılmış öfkeleri ve sessiz başkaldırıları kadınların içinden, onların sesiyle anlatıyor yazar bize.
Kitabın adı bile başlı başına bir meydan okuma: "Öyleyse Vurun Baltayı". Teslimiyeti değil, boyun eğmeyi reddeden bir direnişi fısıldıyor âdeta kulağımıza. Eser, toplumun kalıplarıyla biçimlendirilmeye direnen karakterleriyle, "budanarak şekillendirilen" hayatların ardındaki çığlığı duyuruyor.
Yazar, doğanın kendisi kadar köklü ve döngüsel bir anlatım kuruyor, tıpkı bir incir ağacının budandıkça daha çok meyve vermesi gibi, karakterler de maruz kaldıkları her budamada yeni bir direnç biçimi geliştiriyorlar.
Kırt, kırt, kırt... Makasın her hamlesinde kendini bulan bir Gülümser. Belki de en çok ismine yakışmayan ama ismiyle barışmak zorunda kalan bir kadın. Makasın sesi, onun iç dünyasında açtığı yaraları mı temizliyordu, yoksa her kesişte biraz daha mı kanatıyordu? Bilinmez. Ama bilinen bir şey var: Gülümser, makasın ritminde kendini buluyor, her kırt sesinde biraz daha görünür oluyordu.
Asiye'nin yarım kalan anneliğini tamamlamak istedim hayalimde. Yazar öyküyü bitirdi bitirmesine ama ben devam ettirdim. Asiye'nin boş kalan kollarını hayallerimle doldurdum, susan sesini duymaya çalıştım. En çok Asiye için üzüldüm belki de, en çok onun yarım kalmışlığına takıldı gözüm.
Tek Celsede ayrılan hayatlar... Mahkeme salonlarında birkaç dakikada bitiveren evlilikler, ardında yıllar süren hesaplaşmalar bırakıyor. Sayısız ihtimali beraberinde getiriyor bu ayrılıklar. Ya şöyle olsaydı, ya böyle bitmeseydi, ya bir cümle daha söylenseydi? Gerçek yaşamın hatırlattıklarıyla, her insanın bir öykü olduğu gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz ister istemez.
On iki öykü, on iki yara ve bu yaraların içinde yerini sevmeyen saksı çiçekleri gibi filizlenmeye çalışan hayatlar...
Kadınların sessiz çığlıklarına ayna tutan, onları görünür kılan güçlü bir ses.
Her öykü, baltanın indiği yerde filizlenen yeni bir yaşamın izini sürüyor aslında. Budanmak, bir son değil; görünmeyen bir başlangıç. Kesilen her dalın yerine yeşeren yeni bir umut, susturulan her sesin yerine yükselen daha güçlü bir çığlık var bu sayfalarda.
Belki de asıl mesele, baltayı vuracak olanın kim olduğu değil, vurulan baltanın ardından nasıl yeniden filizleneceğimizdir. Ve öyküler tam da bunu hatırlatıyor bize: Her budama, yeni bir başlangıcın habercisidir aslında.
Kitapla Kalın.