Perhan Tursun’un Arka SOKAK adlı kitabına merakla başladım. Konu Uygur – Sincan olunca açıkçası gazeteci diline yakın, yarı otobiyografik bir metin bekliyordum. Kitabın başlangıcı bu beklentiyi destekledi. Bazı kültürel yakınlıklar kitaba olan ilgimi arttırdı. Anneannem kapıdan çıkarken sürekli “önce sağ ayağuni kullanarak çık”, derdi. Sol ayağın uğursuzluk getirdiğine inanırdı ve bu duygu roman kahramanı gibi beni de çok etkilerdi. Sol ayağımı atma cesaretini ne zaman gösterdim hatırlamıyorum ama kahramanımız korkularını yenerek kullandı.
Roman boyunca tek ses duyuyoruz. İsimsiz kahramanın iç sesi. Bu ses belirgin metaforlarla imlenmiş. Özellikle sis, koku, sayılar ve Arka SOKAKLAR.
Sis kentin endüstriyel kilimliğini imgelerken, koku, hem kahramanın çocukluğundan başlayarak kenti algılayan içsel yolculuğunu hem de kentin betimlemesini destekliyor. Sayılar metnin gizemini arttırıyor. Sık sık metinler arası göndermeler var. “Matematikçiler kendilerine mantık yoluyla kurallar koyan mistikçilerdir” alıntısı ile sözcükleri değiştirerek Bertrand Russell’e selam veriyor. Metinde Russel, Kafka etkisi çok belirgin. Zaman zaman bilinç akışına yaklaşan ama daha çok zihin akışı
Metin son elli sayfada edebi olarak yükseliyor. Keyifle okudum.