·524 syf.····Okunma: 01 Mart 2026 22:20 Masumiyet Müzesi basımından beri bir aşk kitabı olarak pazarlanıyor, yeni çıkan dizisi de bu pazarlamayı devam ettiriyor. Orhan Pamuk son bölümde kitabı yazarkenki asıl amacının müze değil; aşkı anlatmak olduğunu, kitabın her şeyden önce aşk hakkında bir düşünme olduğunu söylüyor.
Ben bu kitabın aşk üzerine değil obsesyon, bir takıntı üzerine olduğunu düşünüyorum açıkçası. Kitapta Kemal, Sibel'e Füsun'la yaşadıklarını itiraf ettikten sonra Sibel ve Kemal, Kemal'in Füsun'a karşı olan duygularından "hastalık" olarak bahsediyorlar ve ben bu duyguların aşktan daha çok hastalık olduğuna katılıyorum. Kemal'in nişanına aylar kala kendisinden on iki yaş küçük Füsun'la ilişki yaşamaya başlayıp Füsun'a karşı olan hislerine aşk demesine pek inanamadım. Kemal; kitap boyunca Füsun'u idealleştirdi, onu kendi cinsel zevklerini tatmin edecek bir obje olarak gördü. Füsun'un hayatının Sibel'e kıyasla daha basit olması ve Füsun'u daha kolay kontrol edebilmesi ona cazip geliyordu. Aralarındaki güç farkı yüzünden aslında Füsun hep Kemal'in avcunun içindeydi ama naz yapması, kolay elde edilemezmiş gibi davranması onu kendine çekiyordu. Oysa Sibel, Kemal ile benzer bir çevreden geliyordu. En az Kemal kadar eğitimliydi ve ekonomik olarak ona ihtiyaç duymuyordu. Füsun'un nazlı tavrının aksine aldattığını öğrenmesine rağmen Kemal'e anlayışla yaklaşmaya çalıştı.
Nazlı tavırlarından bahsederken Füsun'u suçlamıyorum asla, her zaman kendi eylerimden sorumluydu ama bu Kemal tarafından sömürüldüğü gerçeğini değiştirmez. Bedeni, hayalleri ve özel yaşamı Kemal'in serüvenin bir parçası oldular; takıntısını tatmin etmek için kullanıldılar. Kemal'le yaşadığı "aşk macerası" Füsun'un kafesi oldu. Ondan ayrılıp taşındığında bile peşini bırakmadı. Eğitiminden ve oyunculuk hayalinden oldu, ailesiyle beraber olduğu akşamlarını taciz etti.
Kemal, Füsun'a karşı olan takıntısının çevresine verdiği zararın sorumluluğunu asla üstlenmedi. Sibel'e verdiği duygusal zararı azımsadı ve sayfalarca Füsun'un bekaretinden bahsederken Sibel aklına gelmedi bile. Babasının mirası olan Satsat'ı batırdı ve eşinin vefatından sonra annesine destek olmak yerine onu daha da çok endişelendirdi. En çok da Füsun'a verdiği zararı asla fark etmedi. Onla beraber olamayacağını bilmesine rağmen Füsun'la ilişki yaşadı. Duygusal buhrana sokarak üniversite sınavını sabote etti. Filmlerine destek olacağına dair boş ümitlerde bulundu ancak başka bir erkeğin Füsun'a yaklaşma düşüncesine katlanamadığı ve Füsun'un eline onu terk edecek güç geçmesinden korktuğu için Feridün ile Füsun'un oyunculuk kariyerine engel oldular. Füsun'a verdiği evlenmeden önce ilişkiye girmeme sözünü bile tutamadı ve sonunda Füsun'un hayatına da mâl oldu. Kitabın sonunda herkesin mutlu bir hayat yaşadığını bilmesini istiyor. Peki Füsun mutlu bir hayat yaşadı mı?
"Senin yüzünden hayatımı yaşayamadım Kemal," dedi. "Gerçekten artist olmak istiyordum ben."