Kitap konu anlamıyla güzel, kadınların sesi niteliğinde fakat kitabı bitirdiğimde hissettiğim tek şey kocaman bir hayal kırıklığı ve anlamsız bir yorgunluk oldu. Herkesin 'başyapıt' diye övdüğü bu eseri okurken gerçekten çok zorlandım. Açıkçası, kitabın bu kadar yoğun ve rahatsız edici derecede cinsel içerikle dolu olması beni hikayeden tamamen kopardı. Bir kadının dramını anlatmak için bu kadar ileri gidilmesine, her şeyin bu denli teşhir edilmesine gerek var mıydı, emin değilim.
Yazarın 'bilinç akışı' diyerek sunduğu o karmaşık anlatım tarzı ise bana göre tam bir fiyasko. Cümlelerin birbirine girdiği o kaotik üslup, kitaba derinlik katmak bir yana, okumayı imkansız hale getiren bir bariyer gibiydi. Zihinden geçenleri anlatmak, okuyucuyu kelime kalabalığında boğmak ve hikayeyi anlaşılmaz kılmak demek olmamalı.
En çok da 'sanat yapıyorum' adı altında bu tarz aşırılıkların ve kopuk anlatımların yüceltilmesini eleştiriyorum. Eğer bir kitap toplumsal bir sorunu anlatma iddiasındaysa, okuyucuyu bu kadar itmemeli, cinselliği bir araç değil amaç gibi önümüze sermemeliydi. Benim gözümde bu kitap; sanatsal bir başarıdan ziyade, gereksiz bir zorlama ve rahatsız edici bir üslup denemesi. Kısacası, sanat adı altında sunulan her aykırılığın 'iyi edebiyat' olmadığını bu kitapla bir kez daha görmüş oldum.