A-71 Antalya'ya doğru gelen bir uçağın Sina çölüne düşmesi ile başlıyor. Bu seferde çok önemli bir amaca hizmet etmesi için uçakta olan iki yolcu var. İlki olan, Joseph-Yusuf, Türkiye'nin 100. yıl kutlamalarında ve İncirlik üssüne düzenlenecek bomba saldırılarına yardım etmek için Türkiye'ye gelmektedir. Yusuf'un görevi operasyon kodlarının yer aldığı USB'yi görevliye teslim etmektir. Bir diğer yolcu olan Cemile, Yusuf'a göz kulak olsun diye peşine takılan bir gözcüdür. Ancak ikisi de görevlerini tamamlayamadan Sina Çölüne düşerler.
Bol aksiyonlu başlayan kitap bir anda Einstein'ın izafiyet teorisine, metaverse evreni derken bir anda zamanda yolculuğa bağlandı. Bu durum benim için beklenmedik bir gelişmeydi. Yusuf, USB'yi karşı tarafa teslim etmekten vazgeçince başlayan kovalamaca da Nasuh Efendi ile karşılaşır. Ondan tayy-i zaman ve bastı mekân kavramlarını öğrenir. Ne hikmetse Yusuf bir anda ermiş kıvamında birine dönüşüyor ve zamanda yolculuk etmeye başlıyor. 2023 Şam, 1683 Viyana ve 2071 Kudüs-Babil zaman dilimlerinde bir şeyleri değiştirmek için çabalıyor.
Bol bol komplo teorisinin yer aldığı kitapta daldan dala savruluyor gibi hissettim. İskender Pala okumayı severim ama bu kitap şimdiye kadar okuduğum kitapları arasında en az sevdiğim oldu. Çok fazla konuya değinmiş ve elde pek bir şey kalmamış. Bol aksiyon ile başlayınca, bölgenin ruhu ile birleşen kovalamaca bende beklentiyi çok yükseltmişti ta ki, Yusuf'un kovalamacanın ortasında bir anda tayy-ı mekan yapıp geçmiş Viyana'sına gitmesi. Sonrası kitap elimde süründü biraz sırf bitirmek için bitirdim gibi oldu.
Belki de kitabı yanlış bir zamanda okudum ve o yüzden bu kadar sevmedim ancak zaman yolculuğu ve tarihsel birleşimleri sevenler belki de kitabı beğenebilirler.