Puan vermedi·200 syf.····Okunma: 02 Mart 2026 16:00 Kierkegaard Hz İbrahim'in öyküsünün üzerinden, temel ve genel olarak insanların akıllarında dolaşan farklı sorulara cevaplar verir. Ele aldığı öykü bu cevaplar için bir araç niteliğindedir.
Bir bölümde etiğin teolojik olarak askıya alınmasını inceler. Etik, kısaca evrensel ahlak yasalarıdır. Burada Hz İbrahimin tanrıyı sevmesi özel ve biricik neden, oğluna olan sevgisi ise ödevdir.
Ancak sonuçta Hz İbrahim, oğlunu öldürmeyi göze alarak evrensel etiği askıya almıştır. Tanrıya olan bağlılık ve sevgi, evrensel etik yasasını geri planda bırakmıştır.
Kierkegaard, imanın etik düzlemle olan gerilimini şu sözlerle formüle eder: Etik olan evrenseldir ve evrensel olduğu için herkes için geçerlidir, başka bir ifadeyle her an için geçerlidir. Kendi içinde içseldir, kendi dışında hiçbir şeyi yani telos’u (amaç, maksat) yoktur; ancak o dışarıdaki her şeyin telos’udur. Ve- içi doldurulduğunda, gidecek daha ilerisi yoktur. Fiziksel ve ruhsal olduğu kadar şimdiki bir varlık olarak da görülen tekil birey, telos’u evrenselde olan bir özeldir ve bireyin etik olan görevi daima kendisini burada ifade etmek, evrensel olmak için kendi özelliğini iptal etmektir.
Diğer bir bölümde yazar; tanrıya karşı net bir sorumluluğumuz olup olmadığını sorgular. Yazara göre iman: bireysel olarak kendimizi evrensel olandan daha üst bir konuma taşıdığımız noktadır.
Hz. İbrahim'in yaptığı ise buna benzerdir. Çünkü o, evrensel olana göre değil, tanrı ile arasındaki özel ilişkiye göre hareket etmiştir. Burada mantıksal bir ilerleme ya da rasyonel bir akıl yürütme gözlemlenemez.
Son kısım ise: Hz. İbrahim bu eylemi neden gizledi?
Çünkü Hz. İbrahim iman ile hareket etmiştir, artık o mantık ile hareket etmediği için evrensel düşünceden uzaktır.
Hz. İbrahim'in yaptığı ahlaka aykırıdır ve anlatıldığında bu eylem karşı taraftan cinayet olarak anlaşılacaktır.
Hz İbrahim hem oğlunu kaybedecek olmak düşüncesinin dehşetini hem de mantığa aykırı olanla hareket etmekle oğlunun kendine geri verileceğine dair tanrıya bir teslimiyet duyar.
Kitabın isminin "korku ve titreme" olmasının nedeni de budur.
Kierkegaard'a göre iman ucuz bir teslimiyet ve teselli değil; hayatın bütününe etki eden, büyük bir tutku ve dehşetli sınavlardır.
Hz. İbrahim kahramanca bir teslimiyet ile, dünyevi ve evrensel olanı reddetmiş; bu teslimiyetin sonucunu ise güvenle geri almıştır.