“Allâh’ım! Sen’den, katından vereceğin öyle bir rahmet istiyorum ki, onunla kalbime hidâyet, işlerime nizâm, dağınıklığıma tertip, içime kâmil îman, dışıma amel-i sâlih, amellerime temizlik ve ihlâs ver, rızâna uygun istikâmeti ilhâm et, ülfet edeceğim dostumu lûtfet ve beni her türlü kötülüklerden koru!
Allâh’ım, bana öyle bir îman, öyle bir yakîn ver ki, artık bir daha küfür (ihtimâli) kalmasın. Öyle bir rahmet ver ki, onunla, dünya ve âhirette Sen’in nazarında kıymetli olan bir mertebeye ulaşayım.”
(Tirmizi, Deavât 30/3419)
Dolayısıyla Türkiye'de cumhuriyetin ilk yıllarrıda tarihi anlatmanın õnde gelen bir aracı olarak gõrülen basın, halka ifade õzgürlügü ve siyasi süreçlere katılım fırsatı saglamaktan ziyade elitler tarafından kurgulandığı biçimiyle bir millet yaratma görevinde maşa olarak kullanıldı.
Hz. Muhammed'in Nağmesi - Goethe
Kayalıklardan fışkıran,
Şu neşe pınarına bakın,
Bir yıldız çakışı sanki;
Bulutlar üzerinde
Yüce ruhlar beslemiş gençliğini,
Derûnunda koruluktaki kayalıkların.
Taptaze gençliğiyle,
Sıyrılıp bulutlardan
Raks eder gibi iner mermer kayalara
Haykırır sevincini yine
Sinesinden asumana.
Katmış da önüne rengarenk çakılları
Sürüklüyor dağ geçitlerinden aşağı,
Ve bir önder azmiyle
Götürüyor beraberinde,
Nice kardeş pınarları
...
sedir ağaçlı evler atlas taşır
geniş omuzlarında,
dalgalanarak başının üstünde
binlerce sancak yükseliyor göklere
ihtişamına şehadet ederek.
ve böylece kavuşturuyor kardeşlerini,
sevdiklerini, evlâtlarını
gönlü muhabbetle dolu, onları
bekleyen yaratıcı’ya.